• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ÇÖKÜŞÜN FİTİLİ ANKARA DA ATEŞLENDİ

16 Haziran 2012 Cumartesi 12:59

Galip Öztürk, kulübün şirketleşmesi için hazırlamış olduğu projenin detayları konusunda şahsi çekincelerim elbette bulunmakta idi. Ancak bu detaylar zaman içinde çözümlenebilirdi. 

Çünkü kulübün kendi ayakları üzerinde durabilmesi için, yönetim kurulu içinde yer alan inşaat mühendis ve müteahhitleri, özellikle oluşturacakları projeler ile Samsunspor’un kağıt üzerinde geleceğini ipotek altına alınmasından kurtarabilecek düzeylerde idi. Çok olumlu ve olması gereken proje idi. Kurumsallaşamamış olmanın faturası 5 yıllık Bank Asya macerasına neden olmuştu. Sahte ve çıplak kahramanlar üretilmişti.
 
Galip Öztürk ile Kazım Yılmaz arasında iplerin gerilmesine ve kopmasına neden olan ilk olay, bana göre İsmail Uyanığın kulübümüz gelirleri üzerindeki  1.750.000 dolar civarındaki temlik olmuştur. Öztürk ilk etapta bu konu hakkında Uyanık ile görüşmenin doğru olacağını ifade etti.
 
Öztürk, benim bu konular hakkında düşüncelerimi  ve bilgilerime vakıf olduğundan, Uyanık ile görüşmede benim de bulunmamı istedi. Necmi Hatipoğlu ile birlikte İsmail Uyanık ile İstanbul’da bir Restoranda görüştük. Hatipoğlu kendisine Galip Öztürk’ün bu temlikten vazgeçmesi gerektiği şeklindeki mesajını iletti. Uyanık ise bu temlikten kesinlikle vazgeçmesinin mümkün olamayacağını, bu parayı alması gerektiğini belirtti. Bende kendisine “başkan senin bu kulüpten bir kuruş alacağın yok, neden temliği kaldırmamakta ısrar ediyorsun, zaten olmayan alacakların için 9,5 milyon dolarlık çekleri alıp gittin, bütün yönetici arkadaşlarımızı da kullandın” dediğimde, “seninle bu konularda muhatap olmam, her yerde konuşuyorsun, bir şey bilmiyorsun” gibi ifadeler kullandı. Masayı terk etti ve gitti.
 
Bilahare Galip Öztürk ile birlikte, ikimizin imzası ile TFF’ye bir dilekçe yazarak, söz konusu temlik karşılığında İsmail Uyanığın borcu olmadığına ilişkin bir duyuru yaparak bu paranın ödenmemesini talep ettik.
 
Yeni yönetim kurulu oluştuğunda, TFF seçimlerinin yapıldığı öncesinde Ankara’da Sheraton otelinde tüm yöneticilerin iştiraki ile bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıda Öztürk yine İsmail Uyanığın alacağı olduğu iddiası ile TFF’ye koymuş olduğu paranın kendine ödenmemesi gerektiğini ifade etti. Otelde yapılan toplantıda aslında Öztürk fikir ayrılığının ilk sinyalini vermişti.
 
Yönetim kurulundaki arkadaşlarımızdan hiç biri, Galip bey Uyanığın alacağı konusunda biz senden farklı düşünüyoruz, koymuş olduğu temlik karşılığında da kendisine bu paranın ödenmesi gerekir” şeklinde bir görüş ileri sürmedi. Ancak söz konusu meblağın kendisine ödenmesini bir Samsunspor’lu olarak hiçbir zaman tasvip etmedim. Hatta zaman içinde görev yaptığım başkanlarımızdan bazılarına “söz konusu paraların Uyanığa ödenmesi halinde kulübümüze ve dolaysıyla bu kente ihanet etmiş olacağımızı beyan ettim. Bugün de hala aynı düşüncelere sahibim.
 
Bu noktada özeleştiri yapmak istiyorum.
 
     1.Kulüpte uzun yıllar görev yapmış eski bir yönetici olarak, Öztürk ile yönetim kurulu arasında yaşanabilecek görüş ayrılıklarını ve doğabilecek sonuçları tahmin etmem ve müdahale etmem gerekirdi. Ancak şahsen kulübün kurumsallaşması adına ortaya çıkan bu fırsat için elimden geldiğince hizmet etmem gerektiğini düşündüğümzedn kulübümüzün sadece şirketleşmesi gerektiği yönündeki inancım, bu melekelerimi zaafa uğrattı.
 
     2.Samsunspor kulübü başkanı ve yönetim kurulu hiçbir şekilde kişilerin, kurumların, firmaların tahakkümü ile hareket edebilecek bir kimliğe asla bürünmemelidir. Ancak ortam “parayı veren düdüğü çalar” moduna sürüklenmişti. Başkan Kazım Yılmaz’ın çift rakamlara ulaşan maddi katkısı beklenmiyordu. Tüm planlar Öztürk’ün yaptığı ve yapacağı maddi katkılara göre yapılmıştı. Diğer yandan, Öztürk ile Kazım Yılmaz arasında yaşanan polemikleri, Öztürk’e karşı olan gerek siyasi ve gerekse bürokratlar ile, bazı işadamlarının körüklediğini düşünmekteyim. Ancak bunun faturasını ne yazık ki yine her zaman olduğu gibi kulübümüz ödemiştir.
 
     3.Kongre öncesinde hissettiğim doğabilecek bazı olumsuzlukları, o gün kendimle paylaşmak yerine, yine her zaman olduğu gibi kamuoyu ile paylaşmalı idim. Ancak düşüncelerimde hata yaptığımda öncelikle kendime ve sonrada kulübüme zarar verebilirdim. Bu nedenle suyu mecrasına terk ettim. Diğer yandan da yönetim kurulunda yer almamam gerektiği düşüncesi zihnimi kurcalıyordu.
 
Bu düşünceler içinde iken, Samsunspor kongresinden iki gün öncesinde Galip Öztürk ve diğer arkadaşlarımızla birlikte Samsun’a karayolu ile hareket ettik. O dönemde TFF başkanlığı için isimler ortada dolaşıyordu. Arabadaki sohbetimiz seçilebilecek bir başkan ile birlikte hareket ederek TFF yönetimine bir arkadaşımızı sokmak gibi düşünceler etrafında gelişiyordu. Galip Öztürk ve Necmi Hatipoğlu bunun için benim ismimin uygun olacağını ifade ettiler. Dolaysıyla kulüp yönetimine girmek yerine TFF yönetimine girmek için çalışmaların sürdürülmesinin daha doğru olacağına karar verdik.
 
Bu karar ile üstümden çok önemli bir yük kalkmıştı. Suyu mecrasına bırakmak gibi bir keyfiyet içinde olmayacaktım. Oysa, kesinlikle TFF yönetiminde yer alamazdım. Çünkü TFF tüzüğüne göre 2 yıldan fazla hapis cezası yatan kişilerin milletvekili, belediye başkanı ve hatta başbakan olabilmeleri mümkün iken, TFF yönetim kurullarında görev alabilmesi mümkün değildi.  TFF seçimlerini sürekli takip eden, ve bir ayın yaklaşık 10 gününü TFF binasında geçiren bir kişi olarak bu tür konulara hakimdim.
 
Ancak ilgili tüzüğü o anda Öztürk ve Necmi Hatipoğlu’na açıklamadım. Dolaysıyla Samsunspor yönetim kurulu listesinde yer almamış oldum. Kongre sonrasında ise TFF tüzüğünde böyle bir hükmün olduğunu Öztürk’ün ofisinde Necmi Hatipoğlu’nun da bulunduğu ortamda kendilerine  açıkladım. Kongre öncesinde bir iki arkadaşım ve iki gazeteci arkadaşımıza, yönetim kurulu listesinde yer almayacağımı, başka düşüncelerimizin olduğunu ifade ederek “neden Salur yönetim kurulu listesinde yer almadı” şeklinde oluşabilecek spekülasyonları önlemeye çalıştım.
 
Başkan Kazım Yılmaz’da kongre öncesi gecesinde Costal’da yapılan yönetim kurulu listesinde yer almama anlam verememişti. Ancak bilahare telefon ile yaptığımız görüşmede kendisine  TFF yönetimine girmek için çalışacağımızı ifade ettim.
 
Yine  sizlerle bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. İstanbul’dan Samsun’a yola çıkmadan önce, belki de, Galip Öztürk benim yönetim kurulu listesinde yer almamam gerektiği konusunda kendince bir karar vermiş olabilirdi. Sohbet konusunun TFF yönetim kurulu üyeliğine doğru sarkması belki de bu planın bir parçası idi. Çünkü, Benim yönetim kurulu listesinde yer almayacak olmanın  bir açıklaması olmalı idi. Yani o anki şartlara göre benim de gönlüm alınmalı idi. Ancak körün istediği bir göz misali, TFF tüzüğündeki madde adeta bir mihenk taşı oldu. Eğer böyle bir düşünce olmuş ise, iki taraf içinde “cuk oturdu” tabirini kullanmak yanlış olmaz. Bu konu da sadece olabileceğine ihtimal verdiğim bir düşüncedir.
 
Yönetim kurulu listesinde yer almamakla doğru hareket ettiğimi Ankara’da Sharaton otelinde yapılan tüm yönetim kurulunun iştirak ettiği toplantıda kongreden birkaç gün sonra anladım. Toplantı masasının etrafında izlediğim şekli ile, Öztürk parayı verecek kişi olarak iplerin tamamen kendi elinde olmasını talep ediyordu. Kendine göre haklı sebepleri elbette olabilirdi. Ancak söz konusu olan Samsunspor’du. Bana göre kimlik ve kartvizit ne olursa  olsun, Samsunspor yönetimi ve Samsunspor kulübü her tür kimlik ve kartvizitin üzerinde olmalı idi. Yani hiç kimse düşüncelerini direkt olarak yüze ifade etmiyor, sadece olayı dedikodu mahiyetine sürükleyerek kendince doğrulara taraftar oluşturmaya çalışıyordu.
 
Bu nedenle söz konusu toplantıda yönetici hiçbir arkadaşımız “ Galip bey, katkı yapıyor olabilirsiniz, kulübü şirketleşme yönünde sizin gayretleriniz ile çok mesafe kat edilebilir. Ancak kulüp hakkında karar verecek olanlar bizleriz, yani genel kurul üyelerinin teveccühü ile seçilen yönetim kuruludur. “ şeklinde bir görüş ileri sürmedi. Çünkü yönetim kurulunun yaklaşık % 60’ı Galip Öztürk’ün insiyatifi ile oluşmuştu. Yönetim kuruluna girebilmek için referanslar kullanılmıştı. O dönemde Herkes Galip Öztürk ile aynı geminin güvertesinde seyahat etmek istiyordu. Camiye gideceğini bilenler abdest dahi almadan sağında, solunda önünde veya arkasında saf kapmak yarışında idi. Kazım Yılmaz ile başlayan polemiğin ardından ortaya çıkan istifalar da bu görüşleri teyit etmiş oldu. Sonuçta olan yine ne yazık ki Samsunspor sevdalılarına, kentimizin en önemli markasına ve değerlerimize oldu.
 
 
 
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET