• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAMSUNSPOR(VARAN3)

09 Mayıs 2012 Çarşamba 14:19

SAMSUNSPOR’UN DÜŞÜŞÜNE ZEMİN HAZIRLAYAN FAKTÖRLER

İstanbul’da uluslar arası düzeyde organize edilen YAPI FUARI ‘na(YEM) firma olarak iştirak ettiğimizden, fuar öncesi hazırlıklar nedeniyle ara verdiğimiz yazılarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
 
Galip Öztürk ile Erkut Tutu arasında yapılan görüşmelerde, Galip Öztürk’ün , Samsunspor’un şirketleşmesine ilişkin düşüncelerini Erkut Tutu’ya aktarması ile birlikte, konuya Tutu’nun sıcak bakmadığı bilinmektedir. Ancak bu noktada Tutu’nun İstanbul’daki görüşmelerdeki diyalogların mevcut yönetim kurulu üyelerine farklı bir biçimde yansıttığını da o dönemde yönetim kurulunda görev yapan arkadaşlarımızın ifadeleri ile öğrenmekte idik.
 
Tutu üstü kendisinin Galip Öztürk tarafından tehdit edildiği, kendisine profesyonel olarak (maaşlı) bir eleman modunda teklif yapıldığı, yönetim kurulu üyelerinin de Samsunspor’un birer elamanı olarak çalışmaları gerektiği, Samsunspor’un şirketleşerek tamamen Metro grubu bünyesine katılacağı gibi gündemleri kentin gündemine taşıdığı bilgileri bizlere ulaşmakta idi.
 
Oysa yapılanmanın başında yer alan bir kişi olarak Öztürk’ün Tutu’ya “görevinin başında kalabilirsin, yönetim kurulundaki arkadaşlar da görevlerini sürdürebilirler, ancak kulübü şirketleştireceğiz, sende kulüp başkanı olarak bu şirketin bir ferdi olacaksın, yönetim kurulundaki arkadaşlarda şirketleşen Samsunspor’un kurumsallaşması adına gayret gösterecekler” şeklinde bir teklifte bulunmuştu.
 
Yani Samsunspor, Metro şirketler grubuna bağlı bir şirket olmayacaktı. Kulüp başkanı dahil tüm yönetenler şirketleşen Samsunspor’da oluşacak hizmet birimlerinin üst kademelerini oluşturacaktı. Başkan ve yöneticiler kentte yaratılan havanın aksine Metro grubunun çalışanları değil, Samsunspor’un kurumsal yapılaşmasındaki anahtarları olacaktı.
 
Tutu İstanbul’da Galip Öztürk ile birebir yaptığı görüşmelere, yönetim kurulundaki arkadaşları da getirmiş olsa idi, tablo kesinlikle farklı olacaktı. Yani nakledilen ile gerçekler farklı olmayacak ve ortak bir akıl üretilebilecekti.
 
Tutu yönetiminde yer alan ancak bilahare Kazım Yılmaz ekibine dahil olması için şahsen ikna etmeye çalıştığım arkadaşlarımız, Öztürk’ün düşüncelerinin kendilerine farklı bir biçimde yansıtıldığını ifade etmişler ve bu nedenle yeni yönetim kurulu listelerine girmişlerdir.
 
Bu görüşmeler sürmekte iken, diğer yandan teknik ekip ve futbolcular ile görüşmelerimizi sürdürmekte idik. Samsun’da ilk olarak mevcut futbolcularımız ile görüşmeyi planladık. İlk görüştüğümüz kişi ise Kaptan Murat Yıldırım oldu. Transfer bedeli olarak futbolcularımızın bedellerini taban 400.000 ve tavan olarak 600.000 TL. olarak belirledik.
 
Takımda kalacak tüm futbolcularımızın bir yıl için alacakları transfer bedeli 400.000 TL. olacaktı. Takımla ilişkisi kesilmeyecek futbolcularımızın transfer bedelleri bu şekilde iyileştirilecekti. Yeni transfer edilecek futbolcuların ise taban bedeli 600.000, ekstre oyuncalar için de bu rakam 1 milyon TL'ye kadar çıkabilecektik.
 
Mevcut futbolcularımızdan ilk olarak görüştüğümüz ve anlaştığımız Murat Yıldırım ile Ankara’da yaptığımız anlaşma bedeli spor kamuoyunun malumudur. Bu konuda şahsen kendisine haksızlık
 
yaptığımı düşünüyorum. Çünkü sonrasında yapılan transferler için 1.500.000 ve hatta 2.000.000 TL. gibi rakamlar ile transfer edilen futbolcuların performanslarını hep birlikte izledik ve gördük. Bu futbolcular ile Murat Yıldırım’ı teraziye koyduğumuzda ortaya çıkan sonuca tüm spor kamuoyu yakinen şahittir. Bu nedenle köşemden sevgili Murat kardeşimden ve menajerliğini yürüten eniştesinden, kendisine transfer döneminde yapmış olduğum haksızlık için özür diliyorum. Ancak gelişmelerin içinde ve yönetim kurulunda yer almadığım için, müdahil olamazdım. İkinci olarak yine Ankara’da görüştüğümüz kalecimiz Ahmet Şahin’e ise kulüp olarak taban ve tavan fiyatımızı ifade ettim. Kendisinin talebini sordum. Ahmet Şahin 1.500.000 TL. talep etti.Ben de kendisine taban fiyat olan 400.000 TL.yi önerdim. Şahin “Ağabey taban bedelini ve tavan bedelini söylüyorsun, sonra da bana taban bedelini öneriyorsun” şeklinde cevap verince, 400.000 TL'nin mevcut futbolcularımız için takdir edildiğini, yeni transferler için ise 600.000 TL. tespit ettiğimizi ifade ettim.
 
Masadan kalktı ve ertesi gün Samsun’da bazı yerel gazetelerimizde Şahin”in “Ankara’dan İstanbul’a 5 saat arabam ile yolculuk yaptım ve kulübümle anlaşmaya geldim. Süleyman Salur benimle 10 dakika konuştu çay bile ısmarlamadan gönderdi” gibi anlamsız ifadelerine ve suçlamalarına muhatap oldum.
 
Bunları ifade etmemin anlamı; kulübümüzün transferleri için heba edilen trilyonların nereden hangi noktalara taşındığını ve bilinçsizliğin nelere mal olduğunu ifade etmek içindir.
 
Teknik kadro olarak ise, Türk futbolunu yakından tanıyan ve bir sezon Gaziantepspor’un da teknik direktörlüğünü yapan Couserio ile eski TFF yönetim kurulu üyesi Galip Asal’ın önerisi ile anlaşma sağladık. Şartlarımızdan en önemlisi, yardımcılarından ikisinin kesinlikle Samsun’lu hocalarımızdan olması idi. Bu önerimizi de kabul etti.
 
Aslında kişisel olarak süper lige ilk çıktığımız yıl yabancı teknik direktöre kesinlikle karşı idim. Bunu Galip Öztürk ve Asal ile Necmi Hatipoğlu’na da ilettim. Ancak hoca ile görüşme yaptıktan sonra kendisine “hocam sizinle görüşmeden önce yabancı hoca konusunda ön yargılı idim, ancak Türk futbolunu ve futbolcularını o kadar iyi tanıyorsunuz ki, sizin Samsunspor’a çok şeyler katacağınıza ikna oldum” şeklinde düşüncelerimi ilettim.
 
Sonrasında futbolcular için bütçemizin ne kadar olacağını ve hedeflerimizi sordu. Asal ve Hatipoğlu bu konu ile ilgili benim fikir beyan etmemin daha doğru olacağını ifade ettiler. Ben de hoca’ya “hocam lige yeni çıkan takımların istatistiklerine bakıldığında, oran yaklaşık % 15. Yani % 85 oranında lige çıkılan ilk yıl takımlar tekrar düşmüşler. Bu nedenle ilk yıl bana göre hedef ilk 10’lusıranın içinde yer almak olmalı, bunun için de mevcut futbolcularımızın durumları iyileştirmeleri dahil olmak üzere takım için bütçemizin 15 trilyon civarlarında olması uygundur. Artı veya eksi % 15-20 civarında bir esneklik sağlanabilir” şeklinde bir görüş belirttim.
 
Normal olduğunu ifade ederek, takımın maçları ile ilgili kasetleri izlemek istediğini söyledi. Bizde kulübü arayarak maç kasetlerini istedik. Burada bir parantez açarak Samsunspor’un kurumsallaşmamış bir yapıda olmasının getirdiği bir dezavantaja örnek vermek istiyorum.
 
Couserio’nun maç kasetlerini izlemek istemesinin akabinde kulübümüzü arayarak maç kasetlerini talep ettim. Kulüpte maç kasetleri bulunamadı. Nedeni ise Bahattin Güneş hocanın maç kasetlerini kulüpten ayrılırken götürmesi olarak belirtildi. Yani kulübümüzde görev yapan bir hoca, kulübün maç kasetlerini alıp gitmişti. Hiç kimse de hocaya “hocam dur bakalım, sen kulüpten ayrıldığına göre bizim maç kasetlerimizi alıp nereye götürüyorsun” şeklinde bir soru yöneltmemiş idi.
 
Bilahare birkaç maç kasedi temin ettik ve hoca ile birlikte Ankara’da kasetleri izledik. Kasetleri izlerken Hoca’nın da futbolcular hakkındaki görüşlerini alıyorduk. Örneğin Zenke konusunda “süper lig futbolcusu olamaz, birkaç ay özel olarak çalıştırılması gerek” ifadelerini kullanmış idi. Hoca öncelikle yerli futbolcular ile anlaşma yapılmasını ve sonrasında yabancı futbolculara yönelmenin uygun olacağını ifade ediyordu.
 
Bu çerçevede listemizde yer alan Mehmet Eren, kaleci Hakan Arıkan, Barış Özbek, Bilica, Holosko, Nobre gibi futbolcular ile temasa geçtik. Diğer yandan Kazım Yılmaz yönetim kurulu için çalışmalarını sürdürmekte idi. Bilica ile hoca telefonla görüştü ve anlaştı.
 
Yazımıza burada virgül koyarak anlatacaklarımızı yarınlara taşımak istiyoruz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET