• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAMSUNSPOR (VARAN 2)

26 Nisan 2012 Perşembe 19:59

Bir önceki açıklamalarımızda, malum kongre sonrasında öğrendiğim bir bilgiyi de kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

Erdal Acar ile ilgili projeyi Samsun’da en yakın dostlarım dahil hiç kimse ile paylaşmamıştım İlk paylaştığım kişi Samsunspor’luğu tartışılmaz olan ve eski futbolcularımızdan İmdat’ ın Samsunspor’a kazandırılmasında önemli rol oynayan ve hatta BJK futbolcularından İbrahim Üzülmez’i Amasya’da asker bulunduğu dönemde Amasya Valisi olarak görev yaptığı için Samsunspor’a ısrarla alınmasını öneren Hüseyin Poroy’dur. Ayrıca yine o dönemde Galip Öztürk’e de böyle bir düşüncemin olduğunu ve kendisinden destek beklediğimi ifade ettim. Öztürk’de ben her zaman Samsunspor’un yanında oldum ve desteğim her zaman Samsunspor’un yanındadır şeklinde cevap verdi.
 
Bilahare temliklerin kaldırılması için Naci Pınar ve sonrasında Mazhar Başoğlu ile temaslarım olmuştur. Son görüştüğüm kişi ise genel kuruldan 4 gün önce Hakkı Tomaç’tır. Kendisi ile istişarede bulunmamın nedeni, kulüp başkanı görevinde bulunmasıdır.
 
Futbol camiasında ise Samsunspor ile ilgili projemizi bilen kişiler ise, Erdal Acar ile birlikte tüm futbol şubesini n yapılanmasında düşündüğümüz Teknik Direktör Hikmet Karaman ve eski futbolcumuz Cenk İşler ve bir süre Samsunspor’da ve bilahare Kayserispor ve BJK’da psikolog olan görev yapan Prof.Dr. Ramazan Abacı’dır. Hatta Cenk İşler de bu yapılanma çalışmasını benden değil Hikmet Karaman’dan öğrenmiş ve beni arayarak teyit almıştır.
 
Hal böyle iken, Samsun’da birilerinin bu oluşum ile ilgili çalışmalar başlattığını, ve üstelik kendilerinin başkan olacağı şeklinde bir havanın yarattıklarını öğrendiğimde, yine Samsun’a has dedikodu mekanizmasının işlerliği karşısında elbette şaşırmadım.
 
Bana ifade edilen bilgilere daha doğrusu dedikodulara göre, Hakkı Tomaç Samsun’da yönetim kurulundaki görevine devam edemeyeceğini yani Yönetim Kurulu tarafından diskalfiye edileceğini hissettiğinde, bir takım temaslarda bulunmuş ve Erkut Tutu ve ekibine karşı bir liste oluşturma gayreti içine girmiştir. Bu oluşum da Erdal Acar ile birlikte başlattığımız proje ile ilişkilendirilmiştir. Yani bizçim başlattığımız oluşum ile kulübe gelecek olan taze para akışı sağlanarak Hakkı Tomaç başkanlığını sürdürecektir.
 
Oysa bu projenin ne başında ve ne de sonunda Hakkı Tomaç ismi kesinlikle olmamıştır. Yukarıda da ifade ettiğim gibi Hakkı Tomaç konuya kongreye sadece 4 gün kala vakıf olmuştur. Oysa bu süreç yani projemiz kongreden yaklaşık 3 ay öncesinde başlamıştı. Yani Erdal Acar ile kongreden 3 ay önce anlaşmış ve çalışmalara start vermiştim. Çalışmalara start verdiğim anda da ilk olarak görüştüğüm
 
O dönemde kongre stratejileri Hakkı Tomaç’ı saf dışı bırakmak üzerine oluşturulmuştu. Zaten kendi ifadesi ile de maddi ve sportif konularda kendisine danışılmıyor ve makamı sadece isim olarak dolduruyordu. Benim de yönetim kurulundan ayrılma gerekçem bu idi.
 
Buraya kadar benimde içinde olduğum fakat kamuoyunun bilmediği bir konuyu açıkladık ve Erkut Tutu başkanlığına kadar olan süreci ifade etmeye çalıştık. Şimdi de Galip Öztürk’ün başlattığı girişimin ne şekilde ve hangi düşünceler ile gerçekleştirildiğini ve bilahare neden geri adım atıldığını ve bana göre düşüşe zemin hazırlayan konuları açıklığa kavuşturmak istiyorum.
 
Galip Öztürk’ün start verdiği proje de tıpkı bizim bir yıl önce Erdal Acar ile başlattığımız gibi Samsunspor’u kurtarma projesi idi.
 
Bank Aysa Liginde şampiyon olduğumuz ikinci yarının son birkaç hafta öncesinde, kulübün maddi imkansızlıklar ile boğuştuğu, kurumsal bir yapının olmaması nedeniyle kişilere bağımlı bir yönetim stratejisinin hüküm sürdüğü, 2014 yılında zorunlu hale gelecek olan mali yapılanmanın kulüp bünyesinde çözümlenemeyeceği, kulübün tüm birimleri ile profesyonel bir yapılanmaya girmesi gerektiği, futbolcu üreten bir takım hüviyetinin kazanılması için ise kesinlikle şirketleşmeye gidilmesi gibi ana başlıklar altında toplanan bir oluşumun startı Galip Öztürk tarafından verildi.
 
Metro grubunda benimde yakinen finans dünyasından tanıdığım önemli kariyerlere sahip isimler mevcuttu. Şirketlerin borsa’ya kote edilmesi aşamasına kadar olan tüm süreçleri kendileri hazırlıyorlar ve halka arzı sağlıyorlardı.
 
Bu noktada okuyucularımız şu soruyu yöneltebilirler. “Galip Öztürk’ün tutuklanma gerekçelerinden birisi de borsa ile ilgili manİpülasyonlar değil mi? Samsunspor da bu geminin içinde olmayacak mı idi? Kesinlikle olmayacaktı. Çünkü Galip Öztürk’e, usulsüz olarak şirketleri borsa’ya kote etmekten değil, borsa’da manüpülasyon yapmaktan dava açılmıştır. İkisi farklı konulardır.
 
Her neyse, Samsunspor’un halka arz noktasına kadar getirilme aşamasını sermaye piyasaları kurullarında uzun süre görev yapmış kişilerin hazırlayacak olması Samsunspor için önemli bir avantajdı. Üstelik zaten 2014 yılında kulübün şirketleşmesi zorunlu olacaktı.
 
Kentte bu noktada yanlış anlaşılmaları körükleyen görüşler ileri sürüldü. “Samsunspor Metro grubu tarafından ele geçirilecek, Galip Öztürk kulübün sahibi olacak” gibi art niyetli spekülasyonlar ortaya çıktı. Oysa asıl amaç kulübü ele geçirmek değil şirketleştirmek ve akabinde de borsa’ya kote etmekti. Böylece arz’dan sağlanan gelirler ile de kulübü sağlam temellere oturtacak adımlar atmaktı. Nitekim Öztürk genel kurulda yaptığı konuşmada kendisinin de sadece 1 lot hisse senedi alacağını açıklayarak bu tür düşüncelere set çekti.
 
Öztürk, Metro grubu olarak veya diğer gelirleri kontrol altında tutabilecek yani Samsunspor adına kulübün parasına sahip çıkabilecek ve koruyabilecek maddi durumu da iyi olan bir arkadaşı başkan yapmak istedi. Bunun için de tespit ettiği isim Kazım Yılmaz’dı.
 
Kazım Yılmaz hiçbir şekilde başkan olmayı kabul etmedi. Her seferinde Öztürk’e “Benden ne kadar para istiyorsanız vereyim, beni bu işten azat edin” diyordu. Sonuçta zoraki de olsa görevi kabul etti. Kongre öncesinde yeni oluşumun kulüp başkanı olarak lanse edilmeye başlandı.
 
Bana da uzun yıllar camiada görev yaptığımdan ve tecrübelerimden istifade etmek amacı ile oluşumun içinde yer alıp almayacağım sorulduğunda, gerek şirketleşme ve kurumsallaşmaya olan inancım ve gerekse geçmişte bire bir yaşadığım olumsuzlukların bir kez daha yaşanmamasının ancak şirketleşme yolu ile ortadan kaldırılacağı düşüncesi ile teklifi hiç düşünmeden kabul ettim. Çünkü başkana bağlı sistemin faturası bize 5 yıl Bank Asya macerası olarak çıkmıştı.
 
Elbette bu oluşum ilk olarak kulüp başkanı ile paylaşılması gerekli idi. Bunun için Erkut Tutu ile Galip Öztürk arasında İstanbul’da bir dizi görüşmeler yapıldı. Öztürk , Tutu’ya “isterseniz görevinizin başında kalın, sende kulüp başkanlığı görevini sürdür. Ancak biz kulübü şirket haline getireceğiz, kurumsal bir hale getireceğiz. Herkes Samsunspor’un bir çalışanı olacak. Görevini profesyonel olarak da sürdürebilirsin. Arkadaşlar ile konuyu paylaş” şeklindeki düşüncelerini iletti.
 
1. İSTANBUL’DA ERKUT TUTU İLE ÖZTÜRK’ÜN ARASINDA GEÇEN KONUŞMALAR SAMSUN’DA KAMUOYUNA NE ŞEKİLDE AKSETTİRİL Dİ?

2. YÖNETİM KURULUNDA NEDEN ÇATLAKLAR OLUŞTU ?
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET