• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAMSUNSPOR’DA GEMİYİ TERK EDENLER

14 Kasım 2011 Pazartesi 17:27


 
“SAMSUNSPOR’DA NELER OLDU” başlıklı yazımızda, Samsunspor’un sezon başında, transfer komitesi oluşmadan izlemiş olduğumuz transfer politikalarını ifade etmiş idik.
 
Bugünkü tabloda ise pek çok soru zihinlere takılmaktadır. Öncelikle teknik kadronun oluşumunda ve bilahare transfer edilecek futbolcuların tespitinde hangi kriterler baz alınmıştır? Yani Petkoviç’i teknik direktör olarak öneren kişi veya kişiler, Petkoviç’in geçmişte elde ettiği hangi başarılarını takımımıza yansıtacağı beklentisi içine girmişlerdir.
 
Transfer edilen futbolcular büyük bir ihtimalle Petkovç’in önermiş olduğu isimlerdir. Yönetim kurulunda Futbol Şubesi sorumlusu olarak görev yapan arkadaşlarımız, önerilen futbolcular ile ilgili ne tür bir araştırma ve değerleme yapmışlardır., veya yapmışlar mı dır? Transferlerde ipler tamamen Petkoviç’in eline mi verilmiştir.? Adnan Sezgin’in göreve getirilmesi ile birlikte transferin son iki gününde transfer edilen futbolcular ile ilgili yönetimin bir tasarrufu olmuş mu dur.
 
Başkan Kazım Yılmaz’ın, futbol izleyicisi olmanın dışında futbol dünyası ile uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını herkes bilir. Dolaysıyla başkanın gerek seçilen teknik direktör ve gerekse transfer edilen futbolcular ile ilgili bir tasarrufunun olmadığı malumdur. Üstelik kendisi bu göreve talip olmamış ve başkan olması için Galip Öztürk tarafından ikna edilmiştir.
 
Dolaysıyla, birinci derecede tüm transferlerden sorumlu tutulması gereken kişi, Futbol Şubesinden sorumlusu olarak görev yapan arkadaşımız Asbaşkan Suat Çakır’dır. Suat Çakır ise Adnan Sezgin göreve getirilmesinin akabinde kulüp ile hemen hemen ilişkisini kesmiş ve sonuçta da resmi olarak yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiştir.
 
Fanatik Samsunsporluluğu ile bilinen eski TFF yönetim kurulu üyesi Galip Öztürk’ün dışarıdan bir danışman olarak teknik direktörün atanması konusunda bir tasarrufu olmuş mu dur? Galip Öztürk’ün genel kurulda yaptığı konuşmalar neden havada kalmıştır. Şirketleşme balonu şişirilmeden patlamış ve bugün takımın içinde bulunduğu sıkıntılı süreçte neler yapılabileceği ve takımın bu girdabın içinden nasıl sıyrılabileceği hesapları ile baş başa kalınmştır.
 
Bazı okuyucularımız, “iyi de Süleyman bey, sen de bu işin başlangıcında vardın, bugün ne oldu da şimdi bu şekilde konuşuyorsun” şeklinde eleştiriler yöneltebilirler.
 
Evet doğrudur. Bu işin yani şirketleşme yolunda adım atılması planlanan sürecin başında bende vardım . Çünkü kurumsallaşma ile başarının sağlanabileceğine her zaman inandım ve inanıyorum. Ancak oluşumunda yer aldığımız bir sürecin başında iken, süreç başladığında da bazı gelişmelerden ve nedenlerden dolayı mevcut yönetimde yer almadım.
 
Bugüne kadar Samsunspor’a zarar verebilecek hiçbir eylemin içinde yer almadım. Aksine kulübe zarar veren bilinmeyenleri kamuoyu ile her ortamda paylaştım. Samsunspor ne Galip Öztürk’ün ne Süleyman Salur’un ne Ahmet’in ne Mehmet’in takımıdır. Samsunspor “ben Samsunluyum” diyebilen 7’den 70’e herkesin ortak paydasıdır.
 
Eğer bir görevin başında isminiz zikrediliyor ise, o görevin tüm sorumluluğu size aittir. Dışardan ancak fikir alabilirsiniz. Son söz sizindir. Davulu kendi elinize aldığınızda tokmağı bir başkasına veya başkalarına verirseniz, ortaya çıkacak menfi sonuçlardan da siz sorumlu tutulursunuz.
 
Suat Çakır ve Hasan Koç arkadaşımız deneyimli eski yönetici arkadaşlarımızdır. Suat Çakır bana göre istifa etmek yerine, ilk etapta yönetim kurulu ile kafasındaki doğruları paylaşması gerekirdi. “Ben futbol şubesi sorumlusuyum ama bu göreve Adnan Sezgin getirildi, ben de buna katlanamadım” veya “gerek teknik direktör ve gerekse transfer edilen futbolcular üzerinde hiçbir tasarrufum olmadı. Galip Asal veya bir başkaları teknik direktörü takımın başına getirdiler, futbolcuları transfer ettiler ben sadece yapılanları uzaktan izledim, bana hiçbir şey sorulmadı” gibi bir savunma mekanizması geliştirebilirdi.
 
Şu anda Samsunspor’un ihtiyacı olan birlik ve beraberliktir. Eğer yönetim kurulundan istifa etmek bir fayda sağlayacak ise, tüm yönetim kurulu üyeleri istifa edebilirler. Bu sorunu çözmek yerine ortalığı daha da karıştırır. Takımın teknik direktörü dahil tüm iskeletinin kuruluşunda yer alacaksınız. İşler sarpa sarınca da arkanıza bakmadan sıvışıp gideceksiniz.
 
Sonra da Samsunspor camiasının hep yanındayım diyeceksiniz. Olay sadece Suat Çakır ve Hasan Koç’un istifası olayı değildir. Yönetici arkadaşlarımızın her bir kendi başına bir kıymettir. Ama dümende olduğunuz bir gemi terk edilecek ise gemiyi ilk terk eden siz olmayacaksınız. Zoru görünce kaçmak yerine, daha azimli bir şekilde işinize sarılacaksınız. Kim hata yapıyor ise de bu hataları herkesin yüzüne karşı söyleme cesaretini göstereceksiniz. Bu hataları önlemeye gayret edeceksiniz.
 
Sezon başında şirketleşeceğiz, kurumsallaşarak yeniden efsane bir Samsunspor’un temellerini atacağız söylemleri ile ortaya çıkan, fakat bugün esamesi okunmayanların da bu takıma fayda yerine zarar verdiğini, bugün ortaya çıkan kaosun yaratılmasında da öncü olduklarını unutmamak gerekir. Allah göstermesin Samsunspor’un gelecek günlerinin daha da karanlık olacağı ihtimali ortaya çıkar ise, bunun vebalini de genel kurulda iddialı sözler sarf edenler üstlenecektir. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET