• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

SAMSUNSPOR’U DÜŞÜREN NEDENLER (VARAN 1)

24 Nisan 2012 Salı 12:57

Bir süre önce takımımızın düşüşüne zemin hazırlayan olayları, kişileri ve 5 yıl aradan sonra tekrar Süper Lige çıkma başarısını gösteren ve ancak öncelikle yanlış yönetim ve tecrübesizlik nedeniyle tekrar 1.lige dönen demiyorum döndürülen gelişmeleri bir önceki sezon itibariyle tüm çıplaklığı ile satırlarımızda paylaşmak istiyoruz.
 
Her Samsunspor’lunun da bu gelişmeleri öğrenmeye hakkı olduğuna inanıyoruz. Çünkü Samsunspor gibi bir markanın, birkaç kişinin veya birkaç kişinin insiyatifine ve şahsi çıkarlarına alet edilmesi sonucunda asansör takım kimliğimize bir çentik daha atılmakta ve en çok düşen takım gibi bir yaftayı taşımak zorunda kalmaktayız.
 
Samsunspor tarihinde yaşananlar elbette kamuoyu tarafından yakinen takip edilmekte ve bilinmektedir. Ancak “bana dokunmayan yılan bin yaşasın, bana ne, Samsunspor için neden arkadaşımla kötü olayım veya başımı derde sokayım” gibi mantalitelere sahip olunduğundan, hiç kimse ortaya çıkarak beynindekileri veya tespitlerini gündeme getirmemiştir.
 
Geçmişte iç edilen milyon dolarlar ile ne yazık ki sahte ve çıplak kahramanlar yaratılmıştır. Bu konularda yeteri kadar açıklamalar yapmış ve kamuoyu ile paylaşmış bir kişi olarak, son iki yıldan bu yana kulübümüzde yaşananları ve düşüş nedenlerini şu şekilde özetleyebiliriz.
 
Erkut Tutu yönetimi ile süper lige ayak basan kulübümüzde bana göre kaos, Süper Lige çıkıldığı sezonun öncesinde başlamıştır. Yönetsel anlamda başlayan toparlanma sürecinde, yönetim kurulundaki gruplaşmalar sonucu Hakkı Tomaç saf dışı bırakılmış ve Erkut Tutu’nun oluşturduğu liste ile kongre süreci başlatılmıştır.
 
O dönemde Hakkı Tomaç başkanlığındaki yönetim kurulunda Erkut Tutu ve diğer arkadaşlarımız ile birlikte bende yer almakta idim. Yönetim kurulunda bulunduğum bu süreç içinde Samsunspor’a bağlılığı konusunda hiçbir şüphem olmayan Erkut Tutu ve diğer arkadaşlarımız ile birlikte elimizden geldiğince çalışmalarımızı yürütmekte idik.
 
Ancak yönetim kurulunda bir süre sonra, bazı arkadaşlarımızın tek adamlık zihniyetini ön plana çıkarmak gibi çabalar içinde hareket ettiğine şahit oldum Örneğin başkan Hakkı Tomaç’ın kulübün idaresinde maddi konularda hiçbir bilgisi ve insiyatifi bulunmamakta idi. Kendisine bu konuda kendisine, “kimden ne alınıyor ve kime ne veriliyor, bu konularda bir bilginiz var mı başkanım” şeklinde bir soru yönelttim.
 
Hakkı Tomaç, “Ben kulübe maddi olarak katkıda bulunamadığım için bu konularda bir şey de söyleyemiyorum. Arkadaşlar bu işi yürütüyorlar” şeklindeki cevabı karşısında elbette şok oldum, çünkü bu filmi İsmail Uyanık döneminde yeterince en ön koltuktan izlemiş ve sonuçlarını hep birlikte görmüştük. İstanbul’a döndüğüm gün kulüp yönetiminden bu konudaki rahatsızlığımı ifade eden bir istifa yazısı ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettim ve istifa mektubundaki gerekçelerimi Halk Gazetesindeki köşe yazımda da kamuoyu ile paylaştım.
 
Ancak bir Samsunspor sevdalısı olarak kulübümüzün içinde bulunduğu kaos ortamından kurtulabilmesi için bir şeyler yapmalı idim. Her ortamda kulübümüzü temsil etmeye çalışmış ve mutfağı çok yakından bir kişi olarak, içinde bulunduğumuz maddi çıkmaza bir çözüm üretmeli idik. Düşüncelerimi İstanbul’da o dönemde birlikte bazı projelerde çalıştığımız eski BJK yöneticilerden işadamı Erdal Acar ile paylaştım. Acar “ağabey kulübün acil olarak ihtiyacı nedir, bir rakam ifade edebilir misin” diye sorunca , ilk etapta acil olarak 5 milyon dolar gerektiğini ifade ettim. ( Bu dönem takımımızın kaldığı otellerin daha 1-2 bin TL. için haciz kararı aldığı, ve kimsenin yönetime talip olmadığı dönemlerdir.)
 
Erdal Acar, bu parayı Samsunspor’a verebileceğini, ancak 2 şartı bulunduğunu ifade etti. Birinci şartı, kulüpte temliği bulunan tüm eski yöneticilerin temlikleri kaldırması, ikincisi ise kulüp yönetimine Ayhan Kurt ile birlikte benim sahip olmam talebi idi. Yine o dönemde Erdal Acar’ın kulüp başkanı olacağı şeklinde yerel basınımızda çıkan haberlerin tümü asılsızdı. Kendisinin bu yönde hiçbir talebi olmadı. Kendisi sadece vereceği bu para için kulübü bizim yönetmemizi ve yönetim kurulu listesini bizim oluşturmamızı talep etti. Kongreye gelerek bizzat bu teklifini genel kurula deklare edeceğini belirtti.
 
İlk şartı çerçevesinde ise eski yönetici arkadaşlarımızın temlik için yetki verdiği Naci Pınar ve Mazhar Başoğlu ile görüştüm. Naci Pınar arkadaşlar ile görüşmeye karar verdim. Mazhar Başoğlu ile telefonda yaptığım görüşmede, kendisinin kulübe 300-400 bin dolar seviyelerinde şahsi çekini verdiğini, temlikleri kaldırmak için somut adımların görülmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca Turgut Tüfenk’in de kendilerine böyle bir teklifte bulunduğunu ancak arkasının gelmediğini belirtti. Temlik koyanlar arasında rakamsal olarak en önemli kalemin altında ise İsmail Uyanık adı mevcuttu. Naci Pınar ile de İstanbul’daki işyerinde yaptığımız görüşmede, konuyu temlik için yetki aldığı arkadaşlara ileteceğini söyledi.
 
Konuyu kongre öncesinde Galip Öztürk ve bilahare de Hakkı Tomaç ile paylaştım. Galip Öztürk, “eğer Erdal Acar böyle bir katkıda bulunacak ise istifade edilmelidir” şeklinde bir görüş belirtti. Hakkı Tomaç ise temlik koyan kişileri yakinen tanıdığından “Erdal Acar veya bir başkası kulübe böyle bir katkıda bulunuyor ise bence çok iyi bir gelişmedir. Ancak Samsun’da bildiğim kadarı ile temlik koyan arkadaşlarımızdan hiç kimse koyduğu temliği kaldırmaz, hele İsmail Uyanık buna hiç yanaşmaz” şeklinde görüşünü belirtti.
 
Kongre öncesinde yaşadığım bir iki anekdot Hakkı Tomaç’ın görüşlerinde haklı olduğunu ortaya çıkardı. Köşemdeki yazılarım ile eski yönetici arkadaşlarımıza “Temlikleri kaldırın” şeklinde çağrılarda bulundum. Temliklerden vazgeçilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığından, konuyu genel kurulda yaptığım konuşma ile gündeme getirdim ve genel kurul üyelerini bilgilendirdim. Temliklerden vazgeçme eğilimi görmediğimden projeden vazgeçtiğimi ifade ederek, yönetime gelecek kişilerin maddi anlamda kulübe katkı yapmaları gerektiğini belirttim. Sonuçta Erkut Tutu ve yönetimi kulübün yönetimine getirildi.
 
Sonuçta başarılı bir yönetim tarzı ile ve biraz da rakiplerimizin de aldığı kötü sonuçlar ile ve yanımızda olan futbol şansı ile kulübümüz 5 yıl aradan sonra özlenen tabloyu yaşadı. Tekrar layık olduğumuz Süper Lige adım attık. Buraya kadar kulübümüzü süper lige çıkma yolunda mesaisini , emeğini harcayan ve maddi katkıda bulunan her kişiye teşekkür edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu kişilerin başında yer alan Trabzon’lu eski bakanlarımızdan Faruk Özak için ayrı bir satır açılmalıdır.
 
AZ SONRA : 1. GALİP ÖZTÜRK OLUŞUMU NASIL VE NEDEN BAŞLADI ?

2. ERKUT TUTU İDDİA ETTİĞİ GİBİ TEHDİT Mİ EDİLDİ ?
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET