• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

TEMLİK KONUSUNDA GALİP ÖZTÜRK’Ü DESTEKLİYORUM

06 Aralık 2011 Salı 16:09

 

 
Galip Öztürk’ün İsmail Uyanık döneminden 1.351,000 TL’lik alacağına ilişkin Samsunspor’un gelirlerine temlik koyması, kentte önemli bir gündem oluşturmuştur.
 
İsmail Uyanık’ın kulüpten hiçbir alacağı olmadığı halde 9,5 milyon dolar’lık çekleri cebine koyarak kulüp başkanlığından ayrıldığını, Genel Kurul’da da hiç kimse bu durumu sorgulamadan onayladığını, kendisi ile uzun bir dönem yönetici olarak görev yapan eski bir yönetici olarak gündeme ilk getiren kişinin şahsım olduğuna Samsun kamuoyu şahittir.
 
Mahkemelerin Uyanık lehinde karar verdiği doğrudur. Mahkeme sürecinde tüm yönetim kurulu üyelerine yöneltilen “İsmail Uyanığın kulüpten ne kadar alacağı vardı?” sorusuna hiçbir yönetici arkadaşımız bir miktar belirtememişlerdir. Çünkü o dönemlerde kulübümüz tamamen başkan insiyatifi ile yönetildiğinden, hiçbir yönetici arkadaşımızın mali konular ile ilgili bir insiyatifi söz konusu değildi.
 
Bende Uyanık döneminde yaklaşık 6 yıl yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığım dönemde tespit edemediğim bana göre bu uyanıklığı ancak Yusuf Ziya Yılmaz’ın kulüp başkanlığı görevine gelmesi ve benimde bu yönetimde yer aldığım süreçte ancak tespit edebildim. Tespit eder etmezde gerek yazmış olduğum köşe yazılarım ile gerekse genel kurullardaki konuşmalarımda kamuoyu ile paylaştım.
 
Söz konusu uyanıklığı da bir tesadüf eseri ortaya çıkardım. Yusuf Ziya Yılmaz’ın başkanlık görevine geldiğinin ilk haftasında Ankara’da Kulüpler Birliği toplantısında Samsunspor’umuzu temsilen katıldığımda, Ankaragücü başkanı Cemal Aydın”ın “sizden 250,000 dolar alacağım var, başkana telefon açıp, başkan hayırlı olsun, bana şu kadar borcunuz var dersem doğru olmaz, sen başkana bu durumu ilet ve bana alacağımı nasıl ödeyeceğinizi bildirin” sözleri üzerine konuyu başkana ilettim.
 
Başkanımız ile birlikte İsmail Uyanık'ın kendisine bırakmış olduğu borç listesine baktığımızda, bu alacağın kaydına rastlayamadık. Uyanık’a durumu sorduğumda, “Evet doğru, Ankaragücü kulübüne böyle bir borcumuz var ama listeye yazmayı unutmuşum şeklinde bir cevap aldık. Yusuf Ziya Yılmaz’da doğal olarak bu cevap karşısında şok oldu.
 
Bu olayın akabinde bir iki gelişme daha yaşandı, Bu kez Uyanık’ın Samsunspor Kulübüne Başkan olduğu günden itibaren, kulüpten ayrıldığı döneme kadar olan süreci mercek altına aldım. Kulübe başkan olduğunda Çaykur’un Marmara Bölgesi dağıtım işini yapmakta idi. Bu işten zarar etmişti. Bilahare Kamuran Çörtük’e ait Suluova Şeker Fabrikası işletmeciliğine soyundu. Bu ticari faaliyetin faturasını da, kendisi hakkında karşılıksız çeklerden dolayı hapis cezalarına muhatap kalarak ödedi. Hatta kulübe kendisini tutuklamak üzere gelen emniyet güçlerini gören o dönemdeki yönetici arkadaşlarımız (Yüksel Yıldırım) borçlarına karşılık şahsi ödemelerde bulundular. Bilahare de bu alacaklarını kulübümüze ait çekler ile tahsil ettiler.
 
Galip Öztürk’ün sezon başında kulübümüz ile ilgili proje aşamasında, İsmail Uyanığın iddia ettiği alacaklarına ilişkin kendisi ile bir görüşme yapılması kararlaştırıldı. Necmi Hatipoğlu ile birlikte İstanbul’da bir toplantı yaptık. Hatipoğlu, Uyanık'a Galip Öztürk’ün alacağı olduğu iddia ettiği meblağ için temliği kaldırması gerektiği şeklinde talebi olduğunu iletti.
 
Uyanık bu talebinden vazgeçmeyeceğini belirtti. Bunun üzerine ben de kendisine “başkan senin bu kulüpten alacağın olmadığını biliyoruz, bu şekilde davranman bana göre yanlış” şeklinde bir iki kelime ifade ettim. Uyanık ise “sen bu toplara hiç girme, sen benim alacağım olmadığına inanıyorsun, insanları da bu şekilde yönlendiriyorsun” şeklinde bir cevap verdi. Bu arada kendisi ile bir dönem birlikte çalıştığımızdan “seninle bu konularda muhatap olmam, sen benim yanımda çalışan biri idin” şeklinde ifadeler kullandı. Oysa ben onun çalışanı değil,bir projede iş ortağı idim. (Yalım Piliç Ürünleri Ltd.Şti) Gerçi onunla birlikte görev veya iş yapanlar onun adamı idi. Üstelik bu konuların Samsunspor ile hiçbir ilgisi yoktu. Ben kendisini Samsunspor’un geleceğine ipotek koyduğu, takımın küme düşmesine zemin hazırlayan ortamı yarattığı şeklinde iddialar yöneltmiş idim. Yani varsayalım ben onun adamı veya kendi ifade ettiği gibi çalışanı idim. Bunun benim iddialarım ile ne ilgisi olabilirdi. Yani benim suçlamalarımın cevabı bu şekilde olmamalı idi. Cevap “evet ben Samsunspor’a şu tesisi kazandırdım, şu transferlere şu kadar para harcadım, borçlar bu nedenle oluştu” gibi cevaplar almalı idim.
 
Efsane başkan payesine sahip biri olarak, hakkın olmayan 9,5 milyon dolarlık çekleri alıp cebine koyacaksın. Üstelik bu çekler senin alacağının resmi veya gayri resmi olarak senden sonraki yönetimin tespit ettiği bir alacak değil. Tamamen kendi insiyatifin ile alacağını sen belirleyeceksin. Yusuf Ziya Yılmaz’ın eline de 13 trilyonluk bir borç mirası bırakıp gideceksin.
 
Mahkemelerin aleyhine döndüğü bir ortamda da, bir iki taraftarı belirli menfaatler ile tabiri caiz ise kafaya alacaksın. Stadyumda “başkan istifa, başkan istifa” diye bağırtarak, kendini ikinci kez başkanlık koltuğuna oturtacaksın. Mahkeme lehine sonuçlanınca da, tekrar “kent takımına sahip çıksın” diyerek tekrar görevi bırakıp gideceksin.
 
İkinci kez gelişinde doğal olarak götürmüş olduğun 9,5 milyon doların 2 milyonunu geri getireceksin. Çünkü kamuoyunda “en büyük başkan geldi, borçları ödedi, yaşa başkan bravo başkan” gibi nidalar ile anılacaksın. Başkanlığı bıraktığında ise TV’lere çıkarak “bu kez kulübe 9 trilyon para verdim, bunun karşılığında ise 5 milyon dolarlık temlik koydum” şeklinde bir açıklama yapacaksın.
 
Gelen yönetimin hesapları incelemesi sonucunda bu oranda bir alacağının olmadığı tespit edildiğinde ise “benim alacağımın ne kadar olduğu konusunda bir bilgim yok, arkadaşlarım bana bu şekilde bilgi verdiler, bende bu şekilde açıkladım” diyeceksin.
 
Bilahare, Adnan Ölmez yönetiminde 5 milyon dolarlık temlik miktarı 2 milyon dolara düşürülmüştür. Oysa altında benim de imzam bulunan 5 milyon dolarlık temliğin konmasının nedeni, o dönemde Samsunspor’un temlikli olan alacaklarının önüne geçmek ve TFF’den tahsilatların yapılmasını sağlamak için idi. Yani bu temlik Uyanık'ın alacağına karşılık değil, kulübün tahsilat yapabilmesine imkan sağlamak içindi. Bir arkadaşımız bu duruma itiraz etti.(Cevat Öncü) Öncü’nün muhalif olması ve temlik kararına itiraz etmemesi, kendisine karşı bir cephe oluşmasına neden oldu.
 
Kısaca özetlemek gerekir ise, Uyanığın bu kulüpten her ne kadar mahkemeler lehine karar vermiş ise de, Allah nezdinde tek kuruş alacağı bulunmamaktadır. Sezon başında İsmail Uyanık'ın kulüpten alacağı olmadığına ilişkin Galip Öztürk ile birlikte benim de imzam bulunan bir yazı TFF’ye iletilmiştir. Galip Öztürk’ün bu konudaki amacını yakinen bilmekteyim.
 
Olay, Öztürk’ün Samsunspor’dan bir tahsilat yapması değil, hakkı olmadığı halde Samsunspor’dan tahsilat yapmak isteyen bir kişiye karşı başlatmış olduğu bir eylemdir. Bu eylemi sonuna kadar şahsen destekliyor ve Uyanık'a “Böyle bir alacağın olmadığını zaten biliyorsun, gel yine efsane başkan olarak ismin hafızalarda yer alsın, kulüp gelirlerine koymuş olduğun temliği kaldır ve parayı kulübüne bağışladığını açıkla ve her zaman gönlümüzdeki “ en büyük başkan” imajına gölge düşürme diyorum.
 
Aksi taktirde, belki hukuk yolu ile elde ettiğin imkanlara kavuşabilirsin. Ama “bana karşı olan günahları af ederim , ama kul hakkı ile gelirsen af etmem” diye buyuran Cenabı hakkın hukukundan asla kurtulamazsın.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET