• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

TÜM BAŞKANLAR EMİN KAR CESARETİNİ GÖSTEREMEDİ

02 Kasım 2012 Cuma 14:17

Günü birlik geldiğim Samsun’da Resul Akçay’ın sunduğu TAM SAHA programına iştirak ederek İsmail  Uyanık, Galip Öztürk ve Kazım Yılmaz ile ilgili açıklamalarda bulunmamın akabinde, adeta mail yağmuruna tutuldum ve telefonum sürekli meşgul edildi.

TV programında Kulübün mali anlamda kişilerden kaynaklanan zafiyet sonucu yaratılan tahribatı dilim döndüğünce izah etmeye çalıştım. Samsun’da sahte kahramanlar üretilmemesi, kahraman olarak kendilerini lanse eden kişilerin aslında kahraman değil, Samsunspor’un sırtından isim ve prim yaptıklarını, ve son olarak İsmail Uyanığın hakkı olmayan bir parayı temlik yolu ile kulüpten tahsil ettiğini açıkladım.
 
Hani 10 yıl öncesinin defterleri açılmamalı idi? Öyle yazıp çizdiler kalemşörler. Kişilerin işledikleri suçlar için 15 yıl sonra dahi ceza aldıkları bir hukuk sistemine sahibiz. Üstelik işlenen suçlar tamamen kentin en büyük markası olan Samsunspor’umuzun geleceğine ipotek koymuş, ve kulübün bugünkü tabloda bir alt ligde dahi son sıralarda yer almasına neden olmuştur. Bazı kalemşörlerin iddia ettiği gibi, eski defterlerdeki aksaklıklar, o dönemde adli mekanizmalarda yapılan bir takım atraksiyonlar ile kitabına uydurulmuş ise de, kamu vicdanının tüm hukuki temayüllerin üstünde olduğunu bilinmesi gerekir. 
 
TV’de yaptığım açıklamalarda olduğu gibi, iddia ettiğim konularda 4 önemli soru bulunmaktadır.
1. Samsunspor’a borç verdiğini iddia eden dönemin başkanı İsmail Uyanık, verdiğini iddia ettiği borçların tamamını Ertuğrul Sağlam ve Osman’ın transferinden elde edilen transfer ücretleri ile tahsil etmemiş midir? Bu paralar Uyanığın şahsi borçları karşılığı bankalara yatırılarak, hakkındaki hapis cezaları kaldırılmamış mıdır? 
 2. Samsunspor’un  süper ligde kaldığı süre içinde naklen yayın gelirlerinden ve diğer gelirlerden elde ettiği yıllık yaklaşık 25 trilyon gibi bir gelir kalemine sahip olurken, astronomik futbolcu transferleri yapılmadığına göre, ve kulüp adına tesis veya başka ticari yatırımlar gerçekleştirilmediğine göre, gelirler nerelere sarf edilmiştir?
3. Uyanığın yapmış olduğu ticari işlerde hakkında hapis cezalarına kadar varan bir yaptırım ile karşı karşıya kaldığı halde, bu sıkıntılar Samsunspor kasasından ödemeler yapılarak atlatılmamış mı dır? 
4. Madem ki takıma siyasiler sahip çıksın ben artık çekiliyorum diye bir karar verilecekti. Neden bunu Samsunspor’un kasasında para yokken yapılmadı da, kasaya Serkan ve Güngör’den gelen 9,5 milyon dolar çekler girdikten sonra bu karar uygulandı? Eğer kulübü devir alan Yusuf Yılmaz yönetimi bir hesap mutabakatı yapmış olsa, bu çeklerin kulübün kasasından çıkması mümkün mü idi. Aslında faturaya 7 trilyon daha eklendi. Çünkü kulübün defterleri yapılan şikayet üzerine maliye tarafından incelendi ve kulübe ceza kesildi. Yani 9,5 milyon dolarlık rakama 7 trilyon daha eklenmiş oldu. 
 
Yıllardır sorduğum bu soruların cevabı yine bazı kalemşörlerin iddia ettiği gibi, oda o zaman yönetimde idi, neden sesini çıkarmadı.  Eski defterleri karıştırıp bugün neden ortalığı bulandırıyor? efsane bir ismi karalamaya çalışıyor şeklinde olmuştur. 
İddiaların muhatabı olan Uyanık ise  savunmasını   tamamen kişiselleştirilerek yapmıştır. Salur’un işleri bozulmuştu, ben yanıma aldım ve firmamda maaşlı olarak çalışmaya başladı. Ben maaşlı çalıştırdığım bir kişinin iddialarına cevap verecek seviyeye gelmem. Yani sanki Salur, Samsunspor ile ilgili daha doğrusu yapılan soygun ile ilgili bir açıklama veya ithamlarda bulunmuyor, şahsi problemleri veya megaloman tavırları ile  Samsun kamuoyunu meşgul etmeye çalışıyor.
 
Benim kişiliğimin, iş durumumun veya sosyal yaşantımın kulübün soygun trafiğini açıklamak ile nasıl bir ilişkisi olabilir. Varsayalım ki, ben düzenbazın, madrabazın üç kağıtçının biriyim. Ancak  ben size  karşı kişisel değil Samsunspor ile ilgili bir iddiada bulunuyor ve açık açık soruyorum. Kardeşim sana lotodan,milli piyangodan para mı vurdu. Miras mı kaldı ki, 9,5 milyon dolar kulübe para verdin. Varsayalım ki verdin. Ertuğrul ve Osman’ın transferlerinden elde edilen paralar senin borçların karşılığında bankalara yatırılmadı mı? Hakkındaki hapis cezaların için Yüksel Yıldırım, Abdi Azgar ve Yusuf Yılmaz sana yardımcı olarak, hapse girmeni önlemedi mi? Yani bu paraları nerden buldun da kulübe verdin. 
 
Bu iddialar çok mu canınızı sıkıyor. Verin  beni mahkemeye. Kişisel haklarımı ihlal ediyor ve kamuoyu nezdinde beni küçük düşürüyor diye dava açın. Hukuki platformlarda karşılıklı kozlarımızı paylaşalım. Yıllar sonra kulüpten alacağım var diyerek, kandırabileceğiniz tek kişiyi tabiri caiz ise kafaya alarak hala tahsilat yapıyorsunuz. Her neyse bu konuyu artık hiç açmamak üzere burada kapatıyor ve takdiri Samsun ve Samsunspor’lulara bırakıyorum. 
 
Başkan Emin Kar’ın temlikler ile ilgili yaptığı açıklamalar için canı yürekten kutluyorum. Keşke Uyanık döneminden sonra başkanlık yapan arkadaşlarımız da bu sorumluluk ile hareket ederek, kulüpteki sıkıntıları kamuoyu ile paylaşmış olsa idi. Keşke Yusuf Ziya Yılmaz kulübü devir aldığında, “Ben Uyanık'ın şu veya bu kadar alacağı olduğunu tespit etmedim, kendisi alacağım var diyerek çekleri aldı gitti. Kayıtlar tutulmadığından da maliye bu yüzden 7 trilyon ceza kesti” gibi açıklamaları zamanında yapmış olsa idi. Ki, Yılmaz’ın Uyanık'ın kulüpten alacağı olmadığı konusundaki görüşlerini biliyorum. 
 
Emin Kar, doğru veya yanlış ilk kez bir başkan sorumluluğu ile ortaya çıkarak, kendisinden önce yapılan zafiyetleri net bir şekilde ortaya koymuş ve yapılan çeşitli açıklamalar ve ithamlara karşı kendisinden önce görev yapan bir başkanın kulübün gelirlerine koymuş olduğu temliklerini yerine getirilmeyen taahhütlerini   ve takvimini belgeler ile açıklamıştır. Kamuoyunun bunları bilme hakkı vardır. 
 
Samsunspor’da elbette hiç kimsenin alacağı kalmaz ve kalmamıştır.  Bu kulüp balıkçı Saadettin’n veya balıkçı Fevzi’nin mekanlarındaki ziyafetlerin dahi faturasını ödemiştir. Temlikler tabiî ki konulacaktır. Ancak kim ne kadar para vermiş, bunun karşılığında hangi işlemler yapılmış, bunların net olarak bilinmesi gerekir. Çünkü kulübe para veren kişiler sanki bu paraları geri almamışlar veya almayacaklar gibi bir hava yaratmakta ve kendilerini kahraman ilan etmektedirler. Ancak Çünkü Samsunspor tüm Samsunluların, simitçinin, sanayideki çırakların, minibüs ve taksici esnafların, Çarşambadaki kaportacının, Termedeki pidecinin kısaca tüm kentin en önemli değeridir. Hiç kimse bu değeri suistimal edemez ve etmemelidir. 
Herkes bildiğini ortaya çıkarak belgeler ile kamuoyunun bilgisine sunmalıdır.  Sahte kahramanlar üretilmemelidir. Kulübün bilinçsizce borçlandırılması ancak bu şekilde önlenebilir. Kafalar kuma gömülerek, birilerine yaranmak adına kulübün değerleri suistimal edilmemelidir. 
 
Bu kulüp  bir başkan ve hatta yönetim kurulu üyesi bulunamadığı günlere ,  her ay yapılan genel kurullara mahkum edildi. Neden? Kasa tam takır kuru bakır bırakıldığı için.  Şehirden hiçbir şekilde yardım alınamıyor. Neden ? Çünkü yöneticilere güven kalmadı. Verilen paralar har vurup harman savruldu. Uyanık döneminde Büyük Otel’de yapılan bir yardım gününde, bu kent ancak o dönemdeki para birimi ile 47 milyar toplayabildi. Yani kulübe olan güvensizlik o tarihlerde başladı.
 
Okuyucularımızdan gelen bir soruya her ne kadar TV’deki programda cevap vermiş isem de, izleyemeyenler olduğunu düşünerek köşemde cevap veriyorum.
 
Bildiğiniz gibi bir süre önce Borsa’da yapılan manipülasyon ile ilgili ulusal ve yerel basında ve TV’lerde çete mensubu olarak adım zikredilmiş idi. Konu tamamen FB’li eski futbolculardan Mecnur Çolak ile Samsunspor’un FB’li Bilica’nın  tranferi için yapılan konuşmalarımla ilgilidir. Eski bir borsacı olmam nedeniyle de borsa camiasından kişiler ile çeşitli konular ile konuşmakta iken, doğal olarak borsadaki hisse senetleri ile ilgili konulara gelmektedir. Mechur Çolak’dan Bilica’nın Samsunspor’a transferi konusunda Aykut Kocaman’ın görüşlerini almak için kendisinden  yardım istemem ve bunu yine eski FB’li futbolcular Engin İpekoğlu ve Şenol Ustaömer ile de paylaşmam ve bunları konuşurken de hisse senetleri ile ilgili yaptığımız konuşmaların emniyet tapelerinde yer almış olması bu organizasyonda adımın geçmesine neden olmuştur. Sonuç olarak gerek İstanbul Mali Şubede ve gerekse mahkemelerde yapılan sorgulamalar sonucunda gerçekler ortaya çıkmış ve bu suçlamalardan beraat etmiş bulunmaktayım. 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET