• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

BU TOPRAKLARDA TANRI KÖLE YARATMAZ!

16 Aralık 2013 Pazartesi 17:51

16-17 Kasım 2013 tarihlerinde AKP’nin Diyarbakır’da sahnelediği Kürdistan oyununu, bütün unutturma çabalarına rağmen, milli hafızada muhafaza etmek önemli ve zorunludur. Anlaşılan o ki; AKP, bir miktar petrol karşılığında vatan topraklarının bir kısmını satışa çıkartmıştır. Bu ihaneti milli vicdanlarda unutturabilmek için de 18 Kasım 2013 Pazartesi’nden itibaren “Dershaneler” başlığı ile kamuoyu gündemini değiştirme gayretine girişmiştir. Her vatansevere düşen görev bu devşirme yönetim zihniyetinin üniter yapımıza verdiği zararı zihinlerde ve vicdanlarda canlı tutmaktır. 

Derdini anlatmak isteyen Türk çiftçisine ; “Artistlik yapma lan!”, “Al ananı da çek git!” diyerek hakaret eden, ana muhalefet partisi liderine; “Bahtsız Bedevi” benzetmesi ile ahlaksızca saldıran, “Türk Milliyetçiliğini ayaklarımın altına aldım!” pespayeliği ile tarihin en yüksek milliyet ve medeniyetini siyasi hedefine konuşlandıran Başbakandır. Ancak, hükümete “As…….tir” diyerek canlı televizyon yayınında açıkça küfür eden, PKK partisinin amblemindeki çınar ağacını kastederek, “ Çınar ağacının dalları nerenize girdi(!)” sözleri ile devlete kafa tutan Diyarbakır Belediye Başkanı hakkında hiçbir işlem yapılmadığı gibi herhangi bir tepki de gösterilmemişti. Başbakan 16 Kasım 2013’de bütün bunları göz ardı etmiş, eşi ile birlikte kendisine, hükümete ve devlete galiz laflar eden adam tarafından karşılandığında tebessüm dolu pozlar vermiştir. Unutulmasın ki o Belediye Başkanı “ AKP’nin onur konuğu!” Barzani’yi “Türkiye Kürdistan’ına hoş geldiniz!” sözleriyle karşılamış, ancak yine AKP cenahından “çıt” çıkmamıştı. Bu durumda Başbakan ve partisinde “Onur” denen bir sıfat arayabilmek mümkün müdür? 

Elbette imam gaflet ve delalet içinde olunca cemaati de onu izlemektedir. AKP’nin MKYK üyesi Yasin Aktay Bayburt’taki bir toplantıda, bir öğrencinin; “Sosyal devlet olmak için çoğunluğu oluşturan bir milletin milliyetçiliğinin ayaklar altına alınması sizce doğru mudur?” sorusuna : “ Türk dediğin bir sentezdir zaten. Türk diye bir ırk yok.” Cevabı vermiş. Her ne kadar Yasin Aktay gazetesindeki köşesinde söylediklerini reddederek kıvırmaya çalışsa da kimseyi inandıramaz. Bu ekip, imamları gibi on bir yıldır söylediklerini inkar eden omurgasızlardan meydana geldiği için anormal karşılanmamıştır. Kimliğindeki bilim adamı sıfatına rağmen bilim dışı bu sözleri karşısında Yasin Aktay’ın kimliğine bir de “soysuz cahil!” ekletmesi yakışır. Bu bilgi fukarası TRT’deki bir programda Ortadoğu’da çöken AKP dış politikasına bahane üretebilmek adına “Biz, bu Araplar’ın bizi sırtımızdan vuracaklarını düşünememiştik” diyerek ne kadar zavallı olduklarını itiraf etmişti. Çünkü tarih Araplar’ın Türkler’e yaptıkları alicengiz oyunlarının örmekleriyle doludur.

 

AKP iktidarlarının on bir yıllık yönetimlerinin özeti içinde en önemli başlığı; “Türk milli kimliğini, millet hafızasından silerek etnik kimlikleri kaşımak ve özelde Kürt etnik kimliğine siyasi, ekonomik  ve coğrafi alan açmak.” Olmuştur. Çünkü AKP’nin iktidara gelmesinde kaldıraç görevi yapan Batı (ABD), desteğinin karşılığında bu hizmeti AKP’den istemiştir. O sebepledir ki Başbakan konuşmalarındaki uluslararası ilişkiler bahislerinde sürekli “Mütakabiliyet ilkesi”ne vurgu yapagelmiştir. Batı (ABD), emperyalist beklentileri için Türkiye’de AKP’yi (Recep Tayyip Erdoğan’ı) köle olarak seçmiş, AKP de bu topraklardaki insanlara köle muamelesini layık görmüştür. On bir yıldır yapılanların meali; “Siz bana oy vereceksiniz!Ben ne istersem onu yaparım!Karşı  çıkan olursa fişler, zulmeder, gazlar, hapse atarım!Milletin birikimlerini “babalar gibi!” satarım.Yandaşlarımı zenginleştirip devlet kadrolarında iş veririm!Diğerlerini de köle gibi “yaşamakla ölmek arasında” bir konuma mecbur ederim!”dir. Bilinmelidir ki, Batının yüzyıllardır Ortadoğu coğrafyasındaki köleleri aynı  “ Vahabilik ” anlayışı içinde olanlardır. 

AKP’nin on bir yıldır iktidarda kalabilmek ve bir miktar petrol alabilmek için Batıya (ABD’ye) peşkeş çektiği coğrafyanın bin yıllık tarihini Prof. Dr. Osman Turan’ın “Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi”nde   incelemeliyiz. Başlangıcında; “Ecdadımızın nice ideal ve emekler ile bu topraklar uğruna döktüğü kan, feda ettiği kahramanlar ve milyonlarca şehitler, yurdun her köşesini  kutsiyet kaleleri ve menkıbeler ile dolduran evliya ve fatihlerin türbe ve ziyaretgahları, destan devirlerinin asırlarca milli şuurda muhafaza edilen hatıraları, ataların vicdanlarına hakim olan yüce duygular, onların yarattığı maddi-manevi medeniyet mahsulleri, nihayet toprakla insanı kaynaştırmak, tarih ve vatan şuurunu nesillere mal etmek millet ve vatan olmanın şartıdır.” Diyen Osman Turan’ın bu eseri, Doğu ve  Güneydoğu Anadolu’nun geçmiş gerçeğini soysuzlara ve ahmaklara gösterdiği harika bir tokadıdır. Bu coğrafyadaki Saltuklular, Mengücikler, Ahlat-Şahlar ve Artuklular adlarındaki Türk beylik ve devletlerinin siyasi, askeri, iktisadi ve içtimai gerçeklerini görenlerin, Batı’nın(ABD’nin) emperyalist dayatmalarıyla, bir terör örgütü ile yapılan pazarlıklar neticesinde, AKP’nin,  bir etnisiteden bir millet yaratma gayretlerini çok açık olarak anlayabileceklerinden kuşku duymuyorum. Siyasetini, emsali bulunmayan Türk Milliyetinin hançerlenmesine kurgulayan AKP, tarihi ve Türk kültürünü bilimlik analiz edebilseydi; esareti, ihaneti ve köleliği kabul etmemiş ve etmeyecek yüksek şuuru görebilirdi. Niyet sapkın, mürşit şeytan olunca vahim son da kaçınılmazdır!
Bir kıssa ile bitirelim; Bir gün Abbasi Halifesi Me’mun şairleri toplamış. Hepsine milliyetleriyle övünmelerini emretmiş:
Arap şair, Hz. Peygamber’in Arap olduğundan, Kur’an’ın Arap diliyle geldiğinden, Arap soyluluğundan söz etmiş.
Acem şair, kisraların saraylarından, Acem ihtişam ve debdebesinden dem  vurmuş.
Rum şair, eski Yunan’ın sanat, mimari vb. büyüklüğünü anlatmış.
Sıra Türk şaire gelmiş. Me’mun, “Sen de övün bakalım” demiş. İsmi geçen şairler, şaşkınlıkla bizimkine bakmaya; bu da ne söyleyebilir ki, söyleyecek neyi var ki gibi davranışlarla bakmaya başlamışlar. 
Türk şair demiş ki: 
“Benim doğduğum Türk illerinde ne Arap’ın,  ne Acem’in, ne de Yunanlı’nın övündüğü şeylerle  övünülmez. Fakat bu topraklarda Tanrı köle yaratmaz!(*)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET