• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ENTELEKTÜEL NAMUSU – 1

22 Şubat 2014 Cumartesi 12:33

Prof. İskender Öksüz, “ Türk’üm Özür Dilerim” adlı kitabında “Entelektüel Namusu Nedir?” sorusuna şöyle cevap veriyor:

         

“Entelektüel namusu, popüler bazı lafların tekellüm ve tekrarı değildir. Entelektüel namusu, ülkeniz aleyhine konuşmak da  değildir.

Entelektüel namusu, kucağınıza bırakılan iddiaların her biri için, kökten, “Gerçekten öyle mi?” diye sormak, bu sorunun cevabını bilmeden konuşmamaktır. Bu sorunun cevabını öğrendikten sonra da, cevap hakim kanaate ters de olsa, susmamaktır.

          

Biraz daha gelişmiş entelektüel namusu, düşüncelerinizi kucağınıza bırakılan iddialarla sınırlamayıp, “Bunlar mı konuşmalı, peki şu ötekiler niye konuşulmuyor?” diye sorgulamaktır.” (1)

İskender Öksüz’ün namuslu entelektüel  tanımlamasını okuduktan sonra şu sorulara cevap aramak gerekmez mi?


1.Çağdaş uygarlığı sadece Batı ile entegrasyonda (Bütünleşme, uyum) arayanların, Avrupa Birliği’ne girmeden uygar ve çağdaş olunamayacağını iddia edenlerin entelektüellikleri namuslu mudur?


2.Doğu Avrupa ve Asya coğrafyasındaki ülkelerle kurulabilecek bir entegrasyonu tartışmayan entelektüellerin namuslu olduğu söylenebilir mi?

Avrupa Birliği (AB)’ne girmeden veya Batı’yla entegre olmadan uygar olamayacağımızı iddia edenlerin dayandıkları temel kavramları; Kişi hak ve hürriyetlerine saygı, bilgi ve teknoloji yoğun toplum yapısı, evrensel(!) hukuk kurallarına sadakat, çağdaş medeniyet yolu, demokratik devlet (Güçlü merkezi otorite yerine, her alanda yetkilendirilmiş yerel yönetimler- Federatif Sistem) ve ekonomik çıkarlarımız v.b. olarak sıralayabiliriz.

Medeniyet coğrafyası olarak işaret edilen Batı’nın, medeniyet tarihi ile ilgili bilgiye dayalı bir tespit yapalım! Bilim kabul etmektedir ki; Bir milliyetin medeniyetinden söz edebilmek için en az 2000 yıllık dilinin, kültürünün ve tarihinin varlığı gereklidir. Batı denildiğinde ilk akla gelen Alman, İngiliz, Fransız veya Amerikan toplumlarının medeniyet standartlarına sahip olduğunu hangi namuslu entelektüel söyleyebilir? 

İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan’ın henüz 100 yılını doldurmamış Anadolu işgal girişimlerini ve Türk katliamlarını hangi namuslu entelektüel insan hak ve hürriyetleri, evrensel hukuk kuralları (Mars, Jüpiter, Güneş, Ay v.s. evrenin dünya dışındaki varlıkları ile yapılan hukuk sözleşmeleri olmadığına göre, namuslu bir entelektüel yorumla “Milletlerarası hukuk kuralları” demek gerekmez mi?) ile izah edilebilir?


ABD’nin Ortadoğu ve Afganistan’daki vahşi katliamlarını, henüz 10 yıllık geçmişi olan, Irak’ın işgali sırasında Ebu Gureyb hapishanesindeki ve çeşitli şehirlerindeki kadın ve çocukların ırzına geçen ABD askerlerinin insan şuurunun kabullenemeyeceği işkencelerini, milletlerarası hukuk, insan hak ve hürriyetleri, demokrasi veya medeniyet kavramlarının içerisine yerleştirebilecek namuslu bir entelektüel var mıdır? 


Robert Fısk, Büyük Medeniyet Savaşı adlı kitabında ABD’nin Afganistan’ı işgalini anlatırken şöyle bir paragraf açıyor; “Asya Petrol Boru Hattı Projesi’ni yürüten Kaliforniya Union Petrol Şirketi (UNOCAL) yetkilileri, Türkmenistan’dan Pakistan’a Afganistan üzerinden doğalgaz taşıyacak bir boru hattının haklarını garantiye almak için Taliban’la pazarlık yapmaktaydı; Eylül 1996’da ABD Dışişleri Bakanlığı Taliban ile diplomatik ilişki kuracağını açıklayıp hemen sonra caymıştı. UNUCAL çalışanları arasında Zalmay Halilzad (ki, kendisi beş yıl aradan sonra kurtarılmış Afganistan’a Başkan George W.Bush’un özel temsilcisi olarak atanacaktı) ve Hamid Karzai adlı bir Peştun lider de vardı. Afganların ABD’ye yönelik kuşkucu bir tavır takınması hiç önemli değildi. Amerika’nın müttefikleri daha en başta Bin Ladin’i Ruslara karşı desteklemişti. Daha sonra ABD, Bin Ladin’i onların bir numaralı halk düşmanına dönüştürmüştü. Pentagon’un çarkıfeleğinde bolca bulunan bir unvandı bu, zira sürekli yeni canavarlar keşfetmekte kimse Washington’un eline su dökemezdi.”(2)   


İmkan sağlandığında Batı’nın ürettiği teknolojileri Türk bilim insanları ve sanayicilerinin de üretebileceğini namuslu entelektüeller görmüyor mu?


Batı ile ekonomik ilişkilerimiz karşılıklılık ilkelerine uyularak mı sürdürülmektedir? Gümrük Birliği Andlaşması’nda tarafların menfaatleri eşit midir? Türkiye, ihracatının ekseriyetini Avrupa ülkelerine yapmaktadır. Bunun sebebi, Avrupa ülkelerinin Türk ihraç mallarına olan güvenleri midir? Yoksa namuslu entelektüellerin “ Varsa başka faktörleri de konuşmalıyız.” Demeleri gerekmez mi?


Zbigniew Brzezinski ABD’nin önemli strateji uzmanlarından kabul edilir. Brzezinski’nin Stratejik Vizyon isimli kitabının kapağında; “Türkiye’yi içine katmayan bir Batı’nın, Asya’nın yükselişinin önüne geçebilmesi zordur.” Cümlesi yer almaktadır. Yazar, ABD’nin dezavantajlarını da sıralayarak, 2050 yılına kadar bu dezavantajların giderilemediği takdirde 21nci yüzyılın ikinci yarısında dünyanın güç merkezinin Asya olacağını öngörüyor. Brzezinski’ye göre ABD’nin dezavantajları şöyle:


1.Biriken ve sürdürülemez hale gelen ulusal borçlar,

2.Kusurlu finans sistemi,

3.Artan gelir eşitsizliği,

4.Çürüyen ulusal altyapı,

5.Güvenlik açığı, dünya hakkında son derece cahil bir halka sahip olması,

6.Giderek tıkanmış ve son derece hizipçi siyaseti. (3)

             

Şimdi, namuslu entelektüellere soru şöyle: Batı’nın Türkiye’ye olan ilgisi, stratejik müttefik iltifatları, zahiri Nato desteği, Türk ihraç mallarını kabul ediyor olması ve benzeri ilişkiler, Asya’nın yükselişini engellemek için Türkiye’yi bloke etmek hamleleri midir?

 

Cevapları, namuslu entelektüel kuralları ile gelecek yazıda arayabilmek dileğiyle!

                                                        

(1) Prof. Dr. İskender  Öksüz, Türk’üm Özür Dilerim, Bilge Kültür Yay. , Haziran 2013, Sf.226.

(2) Robert Fısk, Büyük Medeniyet Savaşı- Ortadoğu’nun Fethi, İthaki Yay., 2011 , Sf. 44-45

(3) Zbignew  Brzezinski, Stratejik Vizyon, Timaş Yay. , Mayıs 2012, Sf. 61,62,6364,65,66,67,68

 

 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET