• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

ERGENEKON’UN BAŞKA YÜZÜ

24 Eylül 2013 Salı 10:45

Ümraniye davası olarak başlayan ve Ergenekon adı verilerek devam ettirilen uluslararası kurgunun ilk bölümü 5 Ağustos 2013 tarihinde sona erdirildi.

Temyiz bölümünün de benzer kararlarla sonuçlandırılması muhtemel olan bu stratejik hamlenin hedeflerini ve sonuçlarını, kamuoyu tarafından bilinmeyen birkaç özet biyografi ile analiz etmek gerekiyor. Aslında bu hamlenin sebeplerini 20nci yüzyılın ilk yarısının sonlarına götürmek mümkündür.

Nato’ya giren Türkiye’nin üyelikten öte ABD’nin  “İleri Karakol”luğuna rıza göstermesi ile başlayan lanet sürecin 21nci yüzyılın ilk yıllarına yansımasına şahit oluyoruz. Türkiye, 50 yıldan fazla bir süredir siyasi, iktisadi, askeri  ve sosyo-kültürel hedeflerini, kuruluş yıllarının aksine, milli iradesine göre planlayamamış ve icra edememiştir. Nato, Marshall Yardımı, Avrupa Konseyi, Ortak Pazar, Gümrük Birliği ve Avrupa Birliği Giriş Süreci; Siyasi ihtiras ve menfaatler, bürokratik ve diplomatik dalkavukluklar, ticari kaygılar içinde Türklüğün varlığına kastetmiş organizasyonlara dönüşmüştür. Üstelik bu organizasyonların gerçekleri Türk milletinden saklanmış, vatansever aydınların toplumu bilgilendirme çabaları engellenerek sonuçsuz kalmıştır. Bilinmelidir ki; Türklüğün mümtaz önderi M. K. Atatürk’ün üç önemli ikazının göz ardı edilişi bu sonuca önemli katkı sağlamıştır;
-“ Bireyler düşünür olmadıkça, haklarını anlamış bulunmadıkça, yığınlar istenilen yöne, herkesçe iyi  ya da kötü yöne sürüklenebilirler” (27 Aralık 1919,Ankara’ya gelişindeki söylevinden.)
- “Aziz milletime tavsiyem odur ki, sinesinde yetiştirerek başının üzerine kadar çıkaracağı yöneticilerinin kanlarında ve vicdanlarındaki cevher-i asliyeyi tahlil etmekten asla feragat etmesinler”
-“ Milliyet davası, siyasi bir mücadele konusu olamadan önce şuurlu bir ülkü meselesidir. Şuurlu ülkü demek,  müsbet ilme, ilmi usullere dayandırılmış bir hedef ve gaye demektir.”
 
Batı (ABD) kurgusu olduğu kesinleşen Ergenekon stratejisinin hedefleri şu başlıklarla özetlenebilir;
1) Türk Silahlı Kuvvetleri’nin muharebe yeteneğini, emir-komuta disiplinini ve moral gücünü zayıflatarak, ülkesindeki, bölgesindeki ve dünyadaki güvenilirliğini ve saygınlığını azaltmak. Bu sayede Ortadoğu, Kafkaslar, Balanlar ve Orta Asya’daki Türklük etkisini kırmak,
2) Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK terör örgütü ile mücadelesine engel olarak siyasi süreci başlatmak ve İsrail kontrolünde Kürt Konfederasyonun kuruluşuna  zemin hazırlamak,
3) Milletin devletine olan güvenini sarsarak etnik ve mezhep kışkırtmaları ile yeni yönetim yapılanmasının sosyal ve hukuki şartlarını topluma kabullendirmek,
4) Askeri, siyasi ve bürokratik yapıda meydana gelecek erozyonla, Türkiye’nin komşu ülkelerle kurulmuş iyi ilişkilerini koparmak, dolayısıyla Ortadoğu- Kafkaslar ve Orta Asya Türk Devlet ve Topluluklarıyla fiziki irtibatlarını zorlaştırmak,
5) Türkiye, Suriye, Irak ,İran, Pakistan ve Afganistan’ı her alanda zayıflatarak ve uluslararası ilişkilerde yalnızlaştırarak Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya’daki enerji, gıda ve su kaynaklarını kontrol altına almak,
6) Kadim müttefik (ABD tetikçisi) İsrail’in siyasi, iktisadi ve askeri kabiliyetlerini geliştirmek,
7) Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya’daki Türk ve Müslüman nüfusun Türkiye’ye olan sempati ve bağlılığını zayıflatmak,
8) Küresel stratejinin bir parçası olarak bölgede yeni askeri üsler oluşturmak.
 
Soğuk savaş döneminin sona erdiği 1990’lı yıllardan itibaren ABD tarafından tasarlanan ve Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi adı verilen büyük resmin asıl hedefi yukarıdaki sıralamadan anlaşılacağı gibi 21nci yüzyılda yükselen Türk Coğrafyaları ve Türk Medeniyeti’dir. Zira bu yüzyılda ve gelecek yüzyıllarda insanlığın öncelikli ihtiyaçları olacak olan enerji, gıda ve su kaynakların önemli bir ekseriyeti Türk coğrafyalarındadır. ABD’li stratejistler   ,Graham Fuller, Paul Henze ve Brezinski çeşitli kitap ve makalelerindeki analizlerinde de bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.
 
İşte bu sebeplerle BOP projesinin en önemli hamlelerinden birini Ergenekon hukuki ve psikolojik harekatı oluşturmaktadır. Harekatın adı dahi  tek başına psikolojik bir operasyondur ve hedefini tanımlamaktadır. Türklüğün yeni ve büyük medeniyetler ufkuna yürüyüşünün destansı ifadesi olan Ergenekon durdurularak 21nci yüzyıldaki Türk yükselişini durdurmak amaçlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetler içerisindeki Türkçü kadroların tasfiyesini ve ABD-Batı karşıtı siyasetçi-aydınları etkisizleştirilmesini sağlamak amacıyla ABD’li teknoloji tasarımcısı istihbaratçıların  marifetleri ve PKK’lı terörist tanıkların ifadeleri ile adalet iğfal edilmiştir. Üstelik bu namussuzluk için islam adına hareket ettiğini iddia eden bir cemaat aracı olarak kullanılmıştır. Asıl icracı da Müslüman ve Türk coğrafyalarında Haçlı operasyonlarına yardım ve yataklık suçu işleyen AKP siyasi iktidarı olmuştur. Proje mükelleflerinin yadırganan tasarımı ise bir araya gelmeleri mümkün olmayacak Türk Milliyetçileri ile yıllardır Kafkasya ve Orta Asya’da Türk ve Türklük katliamına sebep olan emperyalist Slav Şövenizmine sempati duyanların aynı ve benzer suçlarda birleştirilme gayretlerinin mevcudiyetidir.
 
Tasarımcıların hayali Ergenekon örgütünün yayımlanan şemasına göre 1(Bir) numarada 23ncü Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu bulunmaktadır. Neden tutuklanıp yargılanmadığı kamuoyunda hala tartışma konusudur. Unutulmamalıdır ki, teknik açıdan bu tür operasyonlarda ideolojik ülkü birliği içinde olanların birbirlerine şüphe duymaları için bazıları cezalandırılmaz. Böylece aynı hedefe yönelmiş olanların güven duygusu yok edilmek istenilir ve gelecek kuşakların birlikte hareket etme motivasyonlarının bu örneklerle engellenmesi hedeflenir .
 
Sn. Kıvrıkoğlu’nun Türk Milliyetçiliğinden şüphe edilmemelidir. Harbiye’de alay komutanlığı yaptığı yıllarda önü kesilmek istenilmiş ancak başarılamamıştır. Genelkurmay Başkanlığı döneminde Türk Dünyası ile ilgili projeleri, uluslararası ilişkilerde yeni konsept çalışmaları, ABD’nin  Irak’ı işgaline karşı duruşu v.b. sebeplerle görev süresinin uzatılması engellenmiştir. Kıbrıs’taki suikast girişimi de not edilmelidir. Yakın çalışma arkadaşlarımdan EM. Org. Saldıray Berk’e 3ncü Ordu Komutanı iken yapılmak istenenler de  hafızalardadır. Kafkaslar’da  Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan arasındaki ilişkileri güçlendirme çalışmaları da Hilmi Özkök ve AKP’nin göreve gelmesiyle akamete uğratılmıştır.
 
Projenin hedefine aldığı Em. Alb. Levent Göktaş Harbiye’den beri tanıdığım Türkçü bir kardeşimdir. Özel kuvvetlerdeki başarıları dünya çapındadır ve  askerlik hayatının tamamına yakını terörle mücadelede geçmiştir. Yetiştirdiği seçkin bordo berelilerin Türk Cumhuriyetleri’ndeki terörle mücadeleleri Türklüğün gizli tarihindeki yerlerini almıştır. Sn. Göktaş görevdeyken, birlikte yaptığımız analizlerle, büyük oyunu komuta kademesine rapor etmiş  ancak alınması gereken önlemler konusundaki ikna çabaları sonuçsuz kalmıştır. Ona yönelik bu operasyon ABD’nin “PKK ile mücadele eden etkin isimlerin sonu böyle olur!” mesajından başka bir şey değildir.
 
Son duruşmada göğsündeki şanlı Türk Bayrağı’nı açarak son sözünü söyleyen Em. J. Alb. Hasan Atilla Uğur, İmralı’daki deccalı ilk sorgulayan olarak kamuoyunca tanınan, her hücresine kadar Türkçü bir devre arkadaşımdır. Sorgu kasetini seyrettiğimde Sn. Uğur’un PKK’yı Öcalan kadar tanıdığına şahit oldum. Askerlik hayatının her anını mesleğine, devletine ve kutlu ülküsüne adayan kardaşıma reva görülenler kanıma dokunsa da, bunlar onun şeref madalyası olacaktır. Benzer saçmalıklarla 1984’te Üst teğmen olarak ben de tutuklanmış ve ağır muamelelerle karşılaşmıştım. Operasyonlar zaman aralıkları ile süreklilik arz etmektedir.    
Bu birkaç kısa biyografiden anlaşılacağı üzere uluslararası şebekenin en önemli hedefi Türklük’tür. Türklük bilinci ve duygusu baskılandığı, sindirildiği, kabiliyetleri ve hedeflerinden yoksun bırakılabildiğinde  Batı’nın doymak bilmeyen canavarları yani kapitalist-emperyalist şirketleri kasalarını doldurmaya devam edeceklerdir. Türkiye, İmralı pazarlıkları, demokratikleşme(!) paketleri ile AKP eliyle parçalanma-bölünme sürecine girmiştir. PKK terör örgütü ile mücadele bertaraf edilmiştir. Güneydoğu’nun bir bölümünde ABD-İsrail güdümünde kukla bir konfederal yönetim oluşturma gayretleri hızlanmıştır. ABD’nin 2015-2020 yılları arasında üreteceği öngörülen SM3-2A ve SM3-2B Füze Savunma Sistemleri ve Balistik Füzeleri’nin Diyarbakır-Van-Hakkari Üçgenine yerleştirilmeleri için coğrafi zemin hazırlanmak istenmektedir. Böylece  hem Rusya’nın Balistik Füze Sistemleri, hem de İran’ın Şahap-3 ve Sejil-2 Balistik Füzeleri ABD-İsrail çıkarlarına tehdit oluşturamayacaktır. Daha önemlisi 5000 Km.yi aşarak yeni ABD Balistik Füzeleri Türklük coğrafyalarını (Kafkaslar-Orta Asya) hedef alanı içine almış olacaktır. Böylece Türkiye bölge ülkeleri ve Türk Devlet ve Topluluklarıyla ebedi düşmanlık dönemine sürüklenecektir. 
 
Çeyrek asırdır Türk Milliyetçileri’nin ve vatanseverlerin, “Türkiye bölünmek isteniyor!”, “Türkiye bir iç savaşa doğru sürükleniyor!”, “Türklük yok edilmek tehdidi altında!”, “Batı (ABD) yeni Sevr’ler  peşinde!” uyarıları ve çığlıkları dayanaksız değildi. Emperyalizmin projesi  için AKP iktidarı, mütakere basını ve bazı cemaatler-tarikatlar yardımıyla son hamleler yapılmaktadır.

-3 Temmuz 2003 Süleymaniye Çuval utancını,
-37 etnik halk pespayeliğini,
-Irak’ta Türk ve Müslüman kanı döküp, masum kadınların ırzına geçen ABD piçlerine dua eden densizliği,
-Çözüm süreci diye yaşatılan Habur pisliğini,
-Kıbrıs Türklüğü’nün efsane şahsiyeti rahmetli Denktaş’a yapılan zulmü,
-PKK ve İmralı ile yapılan pazarlık ihanetini,
-“Türk Milliyeti’ni ayaklarım altına aldım!” ş…’ni
-Devlet binalarında T.C.’yi kaldırma cüreti gösteren soysuzluğu göre göre bu günlere geldik.

Ancak;
ABD-Batı emperyalizminin stratejilerinin ve onların sofralarındaki kırıntılara el ovuşturan beslemelerin gözden kaçırdıkları önemli ayrıntılar da var. Unutmasınlar ki; Türk , kutlu bir milletin adıdır.. En aşağı 7000 senelik Türk beşiği olan bu kutlu toprakların velisi de, delisii de, Mustafa Kemal’leri de bitmez!...
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET