• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

TÜRK KORKUSU!

10 Şubat 2014 Pazartesi 16:53

AKP, 17 Aralık 2013’de ortaya saçılan yolsuzluk rezaletini kamuoyu gündeminden kaldırmak ve fezlekelerin TBMM’de görüşülmesini geciktirebilmek için ilginç yöntemler uygulamaya devam ediyor. 


16-17 Kasım 2013 tarihlerinde Diyarbakır’da vatanın bir bölümünü bölücülerle kol kola girerek “ Kürdistan “ ilan etme densizliğini de toplum hafızasından silmek isteyen Tayyip Erdoğan benzer yöntemlere başvurmuştu. 


Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi yolsuzluğunun üzerini örtebilmek için “ Paralel Devlet “, “ Komplo “, “ Yargı ve Emniyet’te cemaat yapılanması “nın arkasına saklanmaya çalışan Tayyip Erdoğan’ın imdadına “ Şike“ ve “ Suriye’deki sistematik cinayet görüntüleri “ yetişmiş gibi görünüyor.


İleride, Tayyip Erdoğan’ın devlet içinde yasa dışı yapılanmaya sebebiyet vermekten yargılandığı günler gelecektir ancak, muhalefet partileri ve milli güç unsurları yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla toplumun kılcal damarlarına kadar ısrarla taşımaya devam etmelidirler. 


11 yıllık AKP iktidarının Türkiye’yi sürüklediği vahim sürecin farkında olanlar, yolsuzlukların hukuki ve siyasi sürecinin hangi basın- yayın kuruluşlarınca kamuoyu gündeminde tutulup-tutulmadığını da dikkatle gözlemlemelidirler. Bu husus her kurum,kuruluş ve kesim için turnusol testi niteliğindedir. Tarihçiler de Türk Tarih’inde böylesi büyük siyasi yolsuzluk yapan devşirme sadrazam, vezir ve paşalarla AKP kadrolarının biyografik benzerliklerini araştırarak yayınlamalıdırlar. Büyük benzerliklere şahit olacağımızdan kuşku duymuyorum!


Toplumun vergileri ve birikimlerini ayakkabı kutuları, para kasaları ve vakıfları vasıtasıyla çalanlardan hesap sormak siyasetin ve hukukun olduğu kadar toplumunda görevi olmalıdır. Milletvekili ve bakan olabilmek ( Kalabilmek ) ve ya sermayesini koruyabilmek ( Çoğaltabilmek ) amacıyla pespaye yalakalıkların zirve yaptığı süreçten kurtulabilmek erdemini gösterebilecek toplum ahlakına ihtiyaç vardır. Mevcut siyasi iktidarın milli toplum yapımıza ne eziyetler çektirdiğinin şuuruna varabilen şahsiyetler çoğunluğuna ulaşabilmemiz gerekmektedir.


AKP Düzce milletvekili Fevzi Aslan’ın başbakanı işaret ederek; “ Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplamış bir liderimiz var! “ sözleri iki sebeple lanetlenmeli ve sandıkta cezalandırılmalıdır: 


1. İslam’da “şirk”in büyük günahlardan olduğuna iman etmiş bir toplumun, bu günahı işleyenlere tepkisiz kalması kutsal değerlerin törpülendiği anlamı taşıyacak ve gelecek nesiller için kötü bir örnek oluşturacaktır. 


2. Sözlerin muhatabı Tayyip Erdoğan’ın itiraz etmemesi sapıkça bir psikolojik kompleks içinde olduğunu gösterir ve Türkiye, böyle bir hasta zihniyetin yönetimine terk edilemez! TBMM Genel Kurulu’nda sözlerinin maksadını aştığını söyleyen Fevzi Aslan’ın ya “Düşünceden önce dilin hareket etmemesi gerektiğini” bilmesi veya milletvekili sıfatına layık olmadığını kabul etmesi gerekir.


Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta'da, İstanbul’da ki bir toplantıda, partisinin ve hükümetin alışkanlığını sürdürerek “Baltayı taşa vurdu!”. 


“Onuncu yıl marşına takılıp kalanlar” edepsizliği haklı tepkilere sebep oldu. Bu kadroların Atatürk ve Türklük fobileri var. “


Türk’e durmak yaraşmaz, Türk ön de Türk ileri!” nakaratından haz etmiyorlar. Türk onlara yedi başlı ejderha gibi görülüyor! O sebeple Tayyip Erdoğan ve arkasında saf tutanlar Türk’e eziyet etmek, Türk’ü tepmek, nihayet yok etmek istiyorlar. Birileri, bu tarih fukaralarına, 14000 yıldır dünyanın beceremediği bir işle meşgul olmanın beyhude olduğunu fısıldamalı!


Nasrettin Hoca eşeğini pazara satmaya götürür. Eşek bir müşterinin elini ısırır. Başka bir müşteriyi teper. Bunu görenler: “ Hocam bu eşek bir işe yaramaz, baksana önüne geleni ısırıyor, tekmeliyor.” Derler. Hoca şöyle cevap verir. “Zaten ben onu satmak için getirmedim. İnsanlar görsünler de benim neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim.”

 

                                      

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET