• 2,929 TL

  • 3,319 TL

  • 126,390 TL

  • 78.146

ncekiler Sonrakiler

TÜRKLÜK-TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE YOLSUZLUK-SOYSUZLUK

09 Ocak 2014 Perşembe 22:34

Atatürk’ün “Öz Oğuz Yurdu” dediği Diyarbakır’ı, yolarkadaşları Barzani ve  OsmanBaydemir’le, “Türkiye Kürdistanı” ilan eden Tayyip Erdoğan’ın (AKP) bu sefilgirişiminden tam bir ay sonra 17 Aralık 2013’de bilinen gerçekleri televizyonve bilgisayarlarda ortalığa saçıldı. Diyarbakır’daki çakal gösterisi için, otarihlerde yazdığım “BODİYER” başlıklı yazımda bunun karşılıklı menfaatalışverişi olduğunu belirtmiştim. Televizyon, gazete ve sosyal medyadaki birçokyorumda görüldüğü gibi, 17 Aralık 2013’te başlatılan yolsuzluk operasyonu,kirli ilişkilerin bir küçük başlangıcı olduğunu göstermektedir.


“Türk Milliyetini ayaklarımızın altına aldık” diyerek bilgicahili olduğunu gösteren Tayyip Erdoğan aynı zamanda soy özürlü olduğunun daşifrelerini ilan ediyordu.Binlerce yıllık, insanlık tarihinin en eski ve enyüksek medeniyetinin sahibi bir milliyete yönelik bu pespaye hakareti altındayatan sebep cehaletin yanında Türk Medeniyetinin erdemlerinden nasiplenmemektir.Kendisini yönetici seçen bir toplumun birikimlerini, batılı sömürücülerindesteği ve himayesiyle yabancılara peşkeş çeken bir zihniyetin genetikkodlarında asalet değil sefalet vardır. Oysa Türk ve insanlık tarihinde altınharflerle ölümsüzleşen Bilge Kağan, Kül-tigin, Baybars, Emir Timur, Çağrı Bey,Alparslan,  Osman Bey, Fatih SultanMehmet ve Mustafa Kemal Atatürk gibi Hakan, Han, Bey, Hükümdar, Cumhurbaşkanısıfatlı devlet yöneticileri milleti ve devleti yüceltmeyi gaye edinmiş asil vekutlu insanlardı.


               Orkunyazıtlarının Bilge Kağan abidesindeki; “Küçük kardeşim Kül-tigin’le sözleştik:Babamızla amcamızın kazandığı milletin adı sanı yok olmasın diye, Türk milletiiçin gece uyumadım gündüz oturmadım.Küçük kardeşim Kül-tigin’le, iki vezirleberaber ölesiye çalıştım.Ölecek hale gelen milleti diriltip doğrulttum; çıplakmilleti giydirdim, fakir milleti zenginleştirdim; azlık milleti çoğalttım.”Sözleri Yahudi asıllı Fransız araştırmacı ve tarihçi Leon Cahun tarafındanşöyle yorumlanmaktadır: “işte bundan dolayı “milletler yiyen” krallara mukabilTürk hakanının “milletler besleyici”liği takdire şayandır.”

               Eminimki, David Leon  Cahun bugün yaşıyorolsaydı AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan için de “millet yiyen” sıfatınıkullanırdı. 17 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk operasyonu Tayyip Erdoğan vebazı bakanların “millet yiyen” vasfını deşifre etmiştir. Ancak bu deşifreninrüşvet ve yolsuzlukların görünen küçük bir parçası olduğu anlaşılıyor. Gelecekgünlerde şaşırtıcı derecede operasyonlara şahit olabiliriz.


               Anlaşılmıştırki, Tayyip Erdoğan ve ekibi Türk tarihini, Türk kültürünün erdemlerini ve Türkdevlet yapısını bilmemektedir. Tarihteki isimleri farklı olan onlarca TürkDevleti ayrı devletler değil, birbirinin devamıdır. Bu devamlılığı sağlayanönce Tanrı, sonra sistem içindeki gizemli akıl ve kültür kodlarıdır.Asırlardırbu kutlu milliyete yapılan sayısız saldırı püskürtülmüş ve sahiplericezalandırılmıştır. Türk Milliyeti, Türk Devleti ile eş anlamlı olarak kabuledilmelidir. “Devlet-i Ebed Müddet” ideali aynı zamanda Türk Milliyeti’ninölümsüz kılınmasıdır. Türklerin yaşamış olduğu coğrafyalardaki Bengü (Ölümsüz)taşları, taşların cisim olarak ölümsüzlüğü değil, o taşlara hayat veren kültürve medeniyetin ölümsüzlüğü olarak anlaşılmalıdır. İsmail Hami Danişmend,Türklük Meseleleri adlı eserinde şu tespitte bulunmaktadır: “ Avrupa KültürDairesinde milliyet fikrinin içtimai bir şuur halini alabilmesi ancak ondokuzuncuasırdan itibaren olmuş ve bilhassa Avrupa haritasının bu prensibe göre tadil vetanzimi 1848’den itibaren tahakkuk  etmeye başlamıştır.Ondan evvel Avrupa tarihinehakim olan esas ”devlet” prensibidir.Fakat Türk Kültür dairesine baktığımızzaman bu vaziyetten büsbütün başka bir manzara ile karşılaşırız.Osmanlıkültürünün tamamıyle İslami bir mahiyet aldığı devirlere kadar Türklerdemilliyet fikri en kuvvetli şuur şeklini hemen daima muhafaza etmiş ve çok defa“devlet” mefhumu “milliyet” mefhumu ile beraber yürümüştür. Muhtelif devirlereait milli ve ecnebi vesikaların bu bakımdan tetkiki, Türk Milliyetçiliğininumumiyetle zannedildiğinden çok büyük bir tarihini vücuda getirebilir.Bu çetinve cazip mevzu üzerinde  şimdiye kadarhiçbir şey yapılmamıştır. Fakat artık yapılmalıdır.Zaten benim şimdi bu mevzuatemas etmek isteyişim, böyle bir tarihin esasını çizmekten ziyade bununlüzumunu göstermeye küçük bir vesile teşkil edebilmekten ibarettir. İnsanlardamilliyet hissi milletlerin teşekkül devirlerine dayanacak kadar eskidir. Yeniolan şey, bu tabi ve içtimai benlik hissinin tahteşşuurdan şuura çıkması, yanio müphem hissin muayyen bir fikir şeklini alarak kültürleşmesidir.Türkcamiasının başka cemiyetlere takaddüm ettiği nokta işte budur.(1)


               Bu kısaizahtan sonra Atatürk’ün “ Biz doğrudan milliyetperveriz ve TürkMilliyetçisiyiz” sözünün ne kadar bilimlik temelli olduğu görülmelidir. Elbettebu Atatürk’e hakareti alışkanlık haline getirmiş cahiller için ifadeedilmemektedir.Ancak Türk’e,Türk tarihine, Türk Milliyetçiliğine ve MustafaKemal Atatürk’e  gönül vermişler için birhatırlatmadır.Bu günlerde ve gelecek günlerde Türkiye’ de gelişmesi muhtemelsiyasi, iktisadi ve sosyal hadiseler karşısında da hep hatırda tutulmalıdır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÖŞE YAZARLARI

ANKET