Samsun 19 Mayıs Lisesinin yıkılmasına itiraz ediyorum!

Samsun'da yıkılacağı ve yerine Millet Bahçesi yapılacağı gündeme gelen 19 Mayıs Lisesi ile ilgili köşe yazısı yazan Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Samsun 19 Mayıs Lisesi binasının yıkılmasına itiraz ettiğini belirterek, "19 Mayıs Lisesi’nin bulunduğu yer yalnızca üzerinde okul binası bulunan değerli bir kent arazisi değildir. Orası Samsun’un hafızasıdır. Ve bir kent, hafızasını yıkarak geleceğini kuramaz." dedi.
Bir Okulu Yıkmak, Bir Binayı Yıkmaktan Fazlasıdır! 19 Mayıs Lisesi
Kentleri kent yapan yalnızca binaları, yolları, parkları, meydanları değildir.
Kentler hafızalarıyla yaşar; geçmişlerini mekânlar üzerinden geleceğe taşırlar.
Bir okul, bir meydan, bir sinema, bir pastane, bir park bazen mimari değerinin çok ötesinde anlam kazanır. Kuşakların hayatına dokunur, ortak hatıraların mekânı olur ve zaman içerisinde kentin kimliğinin parçasına dönüşür.
Samsun 19 Mayıs Lisesi de benim için tam olarak böyle bir yerdir. Bir zamanlar yalnız Samsun’un değil, Karadeniz Bölgesi’nin önde gelen eğitim kurumlarından biri olan, binlerce öğrenci yetiştiren, mezunlarını ülkenin farklı alanlarında söz sahibi yapan bir eğitim kurumundan söz ediyoruz. Ve bugün 19 Mayıs Lisesi’nin yıkılması, okulun bulunduğu yerden taşınması konuşuluyor.
Ben de bu okulun mezunuyum.
Yıllar sonra bile gururla '19 Mayıs Liseliyim' diyebiliyorsam, bunun nedeni yalnızca oradan bir diploma almış olmam değildir. O okulun bahçesi, koridorları, sınıfları, öğretmenleri ve arkadaşlıkları hayatımızın bir dönemini oluşturduğu kadar Samsun’un eğitim tarihinin de bir parçasıdır. İşte bu nedenle 19 Mayıs Lisesi’ne yalnızca 'eski bir bina' gözüyle bakılmasına itiraz ediyorum. Bina güvenli değilse yenileyin; ama okulu neden taşıyorsunuz?
Öncelikle meseleyi doğru yere oturtalım. Eğer 19 Mayıs Lisesi binasının deprem ve yapı güvenliği açısından risk taşıdığı bilimsel ve teknik raporlarla belirlenmişse elbette gereken yapılmalıdır. Hiçbir tarihsel veya duygusal değer insan hayatından daha önemli değildir.
Bina güçlendirilebiliyorsa güçlendirilir. Güçlendirilmesi teknik ya da ekonomik olarak mümkün değilse yıkılır ve aynı yerde, okulun tarihsel kimliğine ve hafızasına saygılı çağdaş bir eğitim yapısı yeniden inşa edilir. Mimarlık ve mühendislik bunun için vardır.

Fakat burada sorulması gereken başka bir soru vardır:
Yapı güvenliği sorunu varsa neden çözüm okulun taşınmasıdır?
Binanın güvenli olmaması başka şeydir; 19 Mayıs Lisesi’nin onlarca yıldır bulunduğu yerden koparılması başka şeydir.
Bu iki mesele birbirine karıştırılmamalıdır.
Çünkü binayı yenileyebilirsiniz.
Ama bir kurumun mekânsal hafızasını yıkıp başka bir yerde yeniden inşa edemezsiniz. Şimdi de 'millet bahçesi' deniliyor!
Yeşil alan uğruna bir kentin hafızası silinir mi?
Son günlerde tartışmanın başka bir boyutuna daha tanık oluyoruz.
Özellikle iktidar kanadındaki bazı Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerinin, 19 Mayıs Lisesi’nin kaldırılmasının ardından bu alanın millet bahçesi veya yeşil alan olarak değerlendirilmesini önerdiklerini görüyoruz.
İlk bakışta kulağa ne kadar güzel geliyor:
Bir okul kaldırılacak, yerine yeşil alan yapılacak.
Kim yeşil alana karşı çıkabilir?
Ben bir mimar olarak elbette çıkmam.
Tam tersine, yıllardır bu kentte kamusal açık alanların ve yeşil alanların korunması gerektiğini savunuyorum.
Ama tam da burada sormak gerekiyor:
Samsun’un başka yerlerindeki yeşil alanlar ve yeşil alan niteliği taşıyan kamu arazileri plan kararlarıyla başka kullanımlara dönüştürülürken neden aynı hassasiyeti göstermediniz?
Kent planlarında park olan, yeşil alan olan veya kamusal kullanıma ayrılmış alanların kullanım kararları değiştirilirken neden “Bu kentin yeşil alana ihtiyacı var” demek aklınıza gelmedi?
O kararlar belediye meclislerinden geçerken neden itiraz etmediniz?
Neden yeşil alan ihtiyacı tam da Samsun’un tarihsel eğitim kurumlarından birinin ortadan kaldırılması gündeme geldiğinde hatırlandı?
İşte açıklanması gereken çelişki budur.
Yeşil alan yaratmanın yolu okul yıkmak değildir
Bir kentin yeşil alan ihtiyacını savunmak kuşkusuz değerlidir.
Fakat şehircilik politikası, bir kamusal değeri ortadan kaldırıp yerine başka bir kamusal değer koymak üzerine kurulamaz.
Hele söz konusu alan Samsun’un eğitim tarihinin önemli bir parçasıysa…
19 Mayıs Lisesi de kamusal bir değerdir. Üstelik yalnız bugünün değil, kuşakların oluşturduğu bir değerdir. Bir tarafta kent içerisindeki mevcut yeşil alanların başka kullanımlara dönüşmesine izin verip diğer tarafta köklü bir eğitim kurumunu kaldırarak "Burayı yeşil alan yapacağız" demek, tutarlı bir kent politikası değildir.
Eğer gerçekten Samsun’a daha fazla yeşil alan kazandırmak istiyorsanız, önce mevcut yeşil alanları koruyun. Planlarda yeşil alan olarak ayrılmış yerlerin başka kullanımlara dönüştürülmesine izin vermeyin. Kamunun elindeki açık alanları yapılaşmaya açmayın. Kent içerisinde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarını artıracak plan kararları üretin. Bunun için 19 Mayıs Lisesi’ni feda etmeye gerek yok. Hatta tam tersine yapılması gereken, okulun bulunduğu alanı eğitim ve yeşil alanın birlikte yaşayabileceği nitelikli bir kent mekânına dönüştürmektir. Okul yenilenebilir, bahçesi daha fazla yeşillendirilebilir, mevcut ağaç dokusu korunabilir, öğrencilerin kullanacağı açık alanlar artırılabilir.
Böylece Samsun hem okulunu hem yeşilini korur. Şehircilik biraz da bir değeri kazanırken diğerini kaybetmemeyi başarabilmektir. Milli Eğitim gerçekten bir devlet politikası olmalıdır. Meselenin bir de eğitim politikası tarafı var.
Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikalarının yıllardır bakanlara ve dönemsel siyasi tercihlere bağlı biçimde sürekli değiştirilmesini kaygıyla izliyoruz.
Bakan değişiyor, sistem değişiyor.
Sınav değişiyor.
Müfredat değişiyor.
Okul türleri değişiyor.
Eğitime ilişkin temel yaklaşımlar değişiyor.
O zaman sormak gerekiyor:
Her gelen yöneticinin kişisel veya siyasi dünya görüşüne göre yeniden şekillenen bir eğitim sistemi ne kadar 'milli', ne kadar kalıcı bir devlet politikası olabilir?
Milli eğitim, adı üzerinde, kişilerin ve dönemlerin ötesine geçmesi gereken bir devlet politikasıdır. Çünkü eğitim bugünün siyasi ihtiyaçları için değil, gelecek kuşaklar için yapılır. Bu nedenle devletin eğitim kurumlarının da bir hafızası olması gerekir. Köklü okullar yalnızca dersliklerden oluşmaz. Gelenekleri vardır, mezunları vardır, öğretmenleri vardır, kentin sosyal ve kültürel yaşamında oluşturdukları birikim vardır. Bunları yok sayarak eğitim politikası üretilemez.
Peki bu okulun yetiştirdikleri neden susuyor?
19 Mayıs Lisesi’nin yetiştirdiği binlerce insan arasında bugün siyasette, bürokraside, iş dünyasında ve kamu yönetiminde etkili konumlarda bulunan insanlar var. İktidar içerisinde söz sahibi olan 19 Mayıs Lisesi mezunları da var.
Benim asıl anlamakta güçlük çektiğim konulardan biri onların sessizliğidir. Bir zamanlar o okulun sıralarında oturmuş, öğretmenlerinden eğitim almış, o okulun kendilerine kazandırdığı kimlikle hayatlarına devam etmiş insanlara sormak istiyorum:
Okulunuz kendi tarihsel mekânından koparılırken söyleyecek sözünüz yok mu?
Bugün karar mekanizmalarına yakınsanız, tam da bugün konuşmanız gerekir.
Çünkü kültürel mirasa sahip çıkmak geçmişe ilişkin güzel sözler söylemekle olmaz. Kültürel mirasa, ortadan kaldırılma ihtimali ortaya çıktığında sahip çıkılır. Kendi eğitim mirasına, kendi kentinin hafızasına sahip çıkamayan bir anlayışın geleceğe nasıl bir kent bırakacağını da sorgulamak gerekir.
Okulu koruyalım, yeşili de büyütelim. Burada aslında çözülmesi imkânsız bir problem yok. 19 Mayıs Lisesi’nin yapı güvenliği konusunda hazırlanmış teknik raporlar varsa kamuoyuyla paylaşılır.
Bina güvenliyse korunur ve iyileştirilir. Güçlendirilmesi gerekiyorsa güçlendirilir. Güçlendirilmesi mümkün değilse okul aynı yerde yeniden yapılır.
Mimari proje hazırlanırken okulun tarihsel kimliği, bellekte yer etmiş unsurları, mevcut ağaçları ve açık alanları korunur. Bahçesi daha yeşil, daha nitelikli ve öğrencilerin kullanımına daha uygun hale getirilir.
Yani tercih yapmak zorunda değiliz:
Ya okul ya yeşil alan demek zorunda değiliz.
İkisini birlikte yaşatabiliriz. Bunun için gerekli olan şey biraz mimarlık, biraz şehircilik bilgisi ve en önemlisi kentin geçmişine karşı sorumluluk duygusudur. Samsun geçmişte kent hafızasını oluşturan yeterince mekân kaybetti.
Her kaybettiğimiz yapının ardından eski fotoğraflara bakıp “Bir zamanlar burada…” diye başlayan cümleler kuruyoruz. 19 Mayıs Lisesi de yarın böyle anlatılmasın.
"Bir zamanlar Samsun’da 19 Mayıs Lisesi vardı..." demeyelim. Ben kendi adıma bunu kabul etmek istemiyorum. Çünkü ben o okulun koridorlarında yürüdüm.
O sıralarda oturdum. O bahçede arkadaşlarımla geleceğe ilişkin hayaller kurdum.
Bugün bir mimar olarak kentin hafızasına sahip çıkmanın mesleki bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.
Bir Samsunlu olarak bu kentin değerlerinin korunmasını istiyorum.
Ve bir mezun olarak hâlâ aynı gururla söylüyorum:
Ben 19 Mayıs Liseliyim.
19 Mayıs Lisesi yenilensin.
Gerekirse yeniden yapılsın.
Bahçesi daha da yeşillendirilsin.
Çağdaş bir eğitim kurumuna dönüştürülsün.
Ama yerinden edilmesin.
Çünkü 19 Mayıs Lisesi’nin bulunduğu yer yalnızca üzerinde okul binası bulunan değerli bir kent arazisi değildir.
Orası Samsun’un hafızasıdır.
Ve bir kent, hafızasını yıkarak geleceğini kuramaz.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





