Samsun Üniversitesi'nin Canik binaları ve yolu! Adeta karanlık bir tünel!
Samsun Üniversitesi'nin Canik ilçesindeki kampüs binaları ve üniversiteyi giden yolu köşe yazısına taşıyan Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, "Etrafın ormanlık ve tenha olduğu o yollar, akşam karardığında adeta birer karanlık tünel. Ne aydınlatma var, ne güvenlik! Akşamları uygunsuz görüntüler oluyor! Öğrenci tedirgin, aileler tedirgin! Ya başımıza birşey gelirse?" dedi.
Samsun’un en hakim tepesinden şehre bakan, baktıkça "İşte Samsun’un vizyonuna yakışan bir eğitim yuvası" dediğimiz bir yer var. Samsun Üniversitesi Canik Kampüsü. Hani şu geçmişte Canik Başarı Üniversitesi olarak kurulup, ardından devletimize emanet edilen, o güzel yerleşke. Manzarası öyle büyüleyicidir ki, insana "Burada okumak, burada hocalık yapmak var" dedirtir.
Lakin lafı uzatmadan söylemek lazım; o muazzam manzaranın arkasında bugün adeta yetim" bırakılmış gibi duran, kalbi kırık bir kampüs gerçeği var!
Gelin, oraya birlikte çıkalım. Daha doğrusu çıkmaya çalışalım.
Yol dediğiniz nedir ki? Birkaç kilometre tırmanırsınız biter. Ama bu 4-5 kilometrelik tırmanış, özellikle kışın, yağmurda çamurda adeta bir çile yoluna dönüyor. Belli bir yere kadar dökülen asfaltlar sonrasında yerini bozuk zeminlere bırakıyor.
Kar, kış bastırdığında o yollardan arabayla çıkmak yürek ister. Toplu taşıma deseniz, saat başı ya da yarım saatte bir gelen dolmuşlarla bu işin yürümeyeceği ortada. Öğrenci dersine yetişmek için nefes nefese kalıyor.
Yolu geçtiniz, diyelim ki, akşam vakti yukarıdasınız. Yol boyunca ne bir elektrik direği, ne de adam akıllı bir ışıklandırma var. Şehirleşmenin olmadığı, etrafın ormanlık ve tenha olduğu o yollar, akşam karardığında adeta birer karanlık tünel.

E, ne aydınlatma var ne de sürekli bir güvenlik devriyesi. İnsan ister istemez "Ya başımıza bir şey gelirse?" diye geriliyor. Öğrenci de endişeli, evladını oraya gönderen aile de!
Bir de madalyonun diğer yüzü var! O eşsiz manzara. Manzara güzel olunca, burası maalesef gayriresmi bir seyir tepesine dönmüş durumda. Gelen gidenin denetlenmediği, etrafın sınırlarının net çizilmediği bu yerleşke, çevresinde akşamları uygunsuz toplanmalar yaşanıyor. Orada okuyan pırıl pırıl gençlerimiz de, bölgede yaşayan yerleşik halk da, bu durumdan son derece muzdarip.
Binanın dış cephesine bakıyorsunuz; boyaları dökülmeye yüz tutmuş. Tadilat gerektiren yerler ötelenmiş. Sanki 'Zaten dağın başı, kim görecek?' der gibi bir sahipsizlik havası esiyor. Erkek öğrenciler için doğru düzgün yurt bulunamaması da işin tuzu biberi.
Oysa burası sadece dersliklerin açılıp, kapandığı bir yer olmamalı. Öğrenci oraya gittiğinde her küçük ihtiyaç için apar topar şehrin merkezine inmek zorunda kalıyor. Neden orada bir sosyal yaşam alanı kurulmasın?
Bölgeye verilecek ufak teşviklerle; birkaç banka şubesi veya ATM, bir PTT, acil durumlar için bir sağlık ocağı, eczane ve öğrencilerin soluklanacağı kafeteryalar-marketler, yani küçük bir cazibe merkezi neden oluşturulmasın? İnsanlar diş ağrısı için, ya da bir fatura yatırmak için, 5 kilometre aşağıya inmek zorunda kalmamalı!

Buradan ne birini suçlamak, ne de birilerine parmak sallamak niyetindeyiz. Derdimiz üzüm yemek. Belediyelerimiz, Karayollarımız, Emniyetimiz ve Üniversite yönetimimiz el ele verse, bu iş çözülmeyecek şey değil.
Yolun başı belli! O 4-5 kilometrelik yol acilen ışıklandırılmalı, elektrik direkleri dikilmeli. Kolluk kuvvetlerimiz o güzergâhta biraz daha görünür olmalı.
Asfaltı bozuk yerler yola yakışır şekilde baştan aşağı yenilenmeli.
Toplu taşıma saatleri öğrencilerin ders giriş-çıkış saatlerine göre yeniden düzenlenmeli.
Ve en önemlisi, o tepeye esnafı çekecek, sosyal hayatı canlandıracak adımlar atılarak bir yaşam merkezi kurulmalı.
Samsun’un zirvesine kurulan bu eğitim yuvası, ne öğrencilerimize ne de bu şehre yabancı kalmayı hak ediyor. Gelin, bu güzide kampüse hak ettiği değeri verelim; çünkü o çocuklar bizim geleceğimiz...
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





